Hayatları kurtarmak için acil müdahale gerek! Hayati olmayan üretimi durdurun! İşçilere ücretli izin!

17 Aralık 2020

Bu hafta, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sağlık emekçileri, ilk COVID-19 aşılarını olmaya başladılar. Bu, önemli bir kilometre taşıdır. Ancak acı gerçek şu ki, pandemi hâlâ tamamen kontrolden çıkmış durumda.

Bu hafta, ABD’deki ölü sayısı, korkunç bir seviyeye ulaşarak 300 bini geçti. Her gün yaklaşık 3 bin insan hayatını kaybediyor ve ülke genelinde hastaneler dolup taşıyor. Hemşireler ve doktorlar, kime bakılıp kime bakılmayacağını seçmek zorunda kalıyor. Kalp hastalığını ve akciğer kanserini geride bırakan COVID-19, artık ABD’deki başlıca ölüm nedenidir. Üstelik yeni vaka sayısı artmaya devam ediyor.

COVID Aşısı (Hazır görsel kaynağı: Envato)

Amerika tarihinde savaş dışında bu ölçekte ölüm görülmemiştir. ABD sınırları içinde meydana gelen ölümler bakımından kıyaslanabilir tek olay, dört yıllık süreçte 618 bin kişinin öldürüldüğü İç Savaş’tır. Bugünse ülkede 300 bin kişi sadece bir yıl içinde koronavirüsten hayatını kaybetti.

Medyada dikkatler, ortaya çıkan felaketten aşının üretimine ve dağıtımına kaydı. Gerçek şu ki, ölü sayısının 300 bini geçmesine ikincil bir olay muamelesi yapılıyor. “Karanlık kış”tan bahsedilmesi dışında, hayatları kurtarmak için hiçbir adım önerilmiyor.

Bilimsel çalışmalar şunu doğruluyor: aşı, en iyi koşullarda bile, artan ölüm sayısı üzerinde üç aydan uzun bir süre boyunca çok az etkide bulunacak. Washington Üniversitesi Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü’nün (IHME) 4 Aralık’ta yayımlanan raporunda, “aşılama ölçeğinin büyümesine rağmen, 1 Nisan’a kadar 539 bin kümülatif ölüm bekliyoruz” ifadesi yer alıyor. Bu, mevcut 300 bin ölüme ek olarak 240 bin ya da neredeyse çeyrek milyon insanın daha ölmesi demektir.

IHME’ye göre, “Aşılama, yıl içinde normale dönüş sürecini hızlandırabilir; ancak 1 Nisan’a kadar yalnızca 9.000 ölümü önleyecektir.” Kurum, mevcut aşı dağıtım planlarına dayanarak, 1 Nisan’da nüfusun halen yüzde 60’ının hastalık riskine açık olacağını tahmin ediyor.

Nisan’a kadar 539 bin ölüme ulaşılacağı tahmini, çoğu eyaletin, hastanelerin dolup taşmasını önlemek için yeni ve önemli sosyal mesafe kuralları getireceği varsayımına dayanmaktadır. Eğer bu tür kısıtlamalar gevşetilirse –ki birçok eyaletin yaptığı budur– o zaman 1 Nisan’a kadar 770 bin kümülatif ölüm ya da 470 bin kişinin daha öleceği tahmin ediliyor.

İçinde bulunduğumuz durumu özetlemek gerekirse: insanların koronavirüse yakalanmasını önleyecek bir aşı mevcut. Aşının yeterli miktarda üretilip halka dağıtılması dört ila altı ay sürecek. Ancak bunun farkında olan egemen sınıf, o zamana kadarki süreçte hayatları kurtarmak için herhangi bir acil müdahalede bulunmayı reddediyor. Peki ama çoktan ölmüş olacak insanlar için aşının ne faydası var?

Siyaset kurumunun ve medyanın kitlesel ölçekteki ölümlere yönelik umursamazlığı yalnızca canilik olarak nitelenebilir. Yüz binlerce insanın ölümü, her ne pahasına olursa olsun önlenmesi gereken bir tehlike olarak değil, halkın basitçe kabul etmesi gereken bir kaçınılmazlık olarak sunuluyor.

Trump, 2020 seçimlerini kaybettikten sonra, pandeminin yayılmasını kısıtlayacak hiçbir şeyin olmaması talebine odaklanan faşizan komplolarına devam ediyor. Demokratların ise, içi boş “halden anlama” açıklamaları yapmaktan ve aynı politikayı sürdürmekten başka sunacak bir şeyleri yok.

Joe Biden, Pazartesi akşamı, Seçiciler Kurulu’nda onu seçilmiş başkan yapan resmi oylamanın ardından, konuşmasının ancak sonuna doğru pandemiye şöyle bir değindi. Biden, kalbinin “kendi hatası olmamasına rağmen zor zamanlar geçiren herkes” için attığını söylüyor; ama bu felaketi durdurmak için hiçbir acil durum önlemi teklif etmiyordu. Demokratların bu konuda Trump yönetimi ve Cumhuriyetçiler ile temel bir farkı bulunmuyor.

Bu ölçekte ölümlerden işçilerin sorumlu olmadığı ne kadar doğruysa, hükümetin ve hizmet ettiği şirketlerin sorumluluğu o kadar kesindir. Eğer Nisan’a kadar yüz binlerce insan daha hayatını kaybederse, bunun tek nedeni, egemen sınıfın pandemiyi kontrol altına almak için gerekli önlemleri uygulamayı reddetmesi olacak.

Bu felaketi durdurmak için derhal etkili acil durum önlemleri alınmalıdır! Bu tür önlemlerin ertelenmesi, her gün binlerce insanın daha ölmesi demektir.

Sosyalist Eşitlik Partisi şu talepleri ileri sürer:

Birincisi, hayati olmayan tüm üretim derhal durdurulmalıdır.

İnsanların evlerde toplanmaması ya da seyahat etmemesi tavsiyesi, her ne kadar gerekli olsa da, işçilerin her gün fabrikalara ve işyerlerine gitmeye zorlandığı koşullarda, tamamen ikiyüzlücedir. İşyerlerinin çoğunda, işçilerin hayatlarını korumak için neredeyse hiçbir önlem yoktur.

ABD’de sistematik bir temas takibi söz konusu değilken, eldeki veriler, işyerlerinin salgının ana merkezi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kuzey Kaliforniya’da yayımlanan The Press Democrat gazetesinde bu hafta çıkan bir haberde, gazetenin topladığı verilere göre, “işe gitmek, insanların pandemi sırasında yaptığı en riskli şeylerden biri” olarak belirtiliyor.

Pazartesi günü Mlive.com sitesinde yayımlanan başka bir haberde, Michigan eyaletindeki aktif 1.268 salgın içinde en yaygın vaka görülen yerler, uzun süreli bakım tesislerinden sonra okullar ile üretim ve inşaat alanları. İşçiler, her gün Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne, çalıştıkları fabrikalardaki yeni vakalara dair haberler gönderiyor. Bu vakalar, sendikaların işbirliğiyle, şirket yönetimleri tarafından örtbas ediliyor.

Pandemi koşullarında, işçileri fabrikalara, öğretmenleri de okullara göndermek, insanları yanan bir binaya girmeye zorlamaktan farksızdır. Virüsü durdurmak ve toplumun temel işleyişini sürdürmek için çalışmanın gerekli olduğu sektörler, işçiler ve sağlık uzmanları tarafından denetlenen en katı güvenlik önlemlerine sahip olmalıdır.

İkincisi, bütün okullar ve üniversiteler yüz yüze eğitime son vermelidir.

Medyada, vaka sayısındaki keskin bir artışın ortasında New York şehrinde yapıldığı gibi, okulları açmanın güvenli olduğuna dair yanlış bir bilgi yayılıyor. Bilimsel kanıtlar bunu çürütmektedir. Salı günü Science dergisinde çıkan bir makaleye (“COVID-19’a karşı hükümet müdahalelerinin etkililiğini anlamak”) göre, okulların ve üniversitelerin kapatılması, uygulandığı durumların ezici çoğunluğunda koronavirüs yayılımı üzerinde büyük bir etkiyle ilişkilendirilmiştir.

Üçüncüsü, kapanma ancak işçilerin zararı tamamen karşılanır ve işçiler işe dönebilene kadar bir gelire sahip olurlarsa etkili olabilir.

Halk içinde kapanma önlemlerine yönelik bir direniş varsa eğer, bunun nedeni, kapanmanın, işçilerin ve küçük esnafın tamamen kendi kaderine terk edileceği bir durum olarak sunuluyor olmasıdır.

Haftalık 600 dolarlık ek işsizlik ödeneği geri getirilmeli ve koşulsuz, şartsız, kapanma tedbirlerinden etkilenen bütün işçilerin kullanımına sunulmalıdır. Küçük işletmeler, geri açılmaları güvenli olana kadar ekonomik açıdan ayakta kalmalarını sağlamak için kira ve borç ödemelerinden gerçek anlamda muaf tutulmalıdır.

Acil durum kaynakları, gıda ve diğer temel maddeleri sağlamaya yönlendirilmelidir. Ev tahliyeleri derhal durdurulmalı; ipotek ödemeleri, kira ve öğrenci borçları iptal edilmelidir.

Bu tür önlemleri hayata geçirmek için para olmadığı iddiası bir yalandır. 200 milyon işçiye 600 dolar gelir sağlanması, haftada 120 milyar dolara mal olur. Oysa bu yıl, Mart ayında her iki partinin desteğiyle geçen CARES Yasası’nın onayıyla, Merkez Bankası (Fed) Wall Street’e üç trilyon dolar teslim etmiştir. Bu, 20 milyon işçiye altı ay acil durum yardımı sağlamaya yeterli olacaktır. O zamana kadar aşının yaygın biçimde mevcut olması beklenmektedir.

Egemen sınıf ve tüm siyaset kurumu, bu önlemlere şiddetle karşı çıkacaktır. Mevcut felaket, şirketlerin ve hükümetin uyguladığı politikaların ürünüdür. Başından itibaren hükümetin politikasını belirleyen, hayat kurtarma zorunluluğu değil, kârları koruma ve borsanın durmadan yükselmesini sağlama gereğidir. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, tekrar tekrar, Wall Street’e sonu gelmeyen kaynaklar akıtır ve zenginlere kurtarma paketleri çıkarırken, pandemiyi durdurmak ya da acil durum yardımı sağlamak için yapabilecekleri hiçbir şey olmadığını iddia ettiler.

Hayatları kurtarmak için zorunlu acil müdahalenin işçi sınıfının tam endüstriyel ve siyasi seferberliğini gerektiriyor olmasının nedeni budur. Bu, hiçbir şey yapmayacak olan Demokratik ve Cumhuriyetçi partilere başvurma meselesi değildir. Görev; işçi sınıfını, işyerlerinin kapanmasını dayatmak ve ülke genelinde siyasi bir genel greve hazırlanmak üzere bağımsız bir güç olarak örgütlemektir.

Sosyalist Eşitlik Partisi, kilit sektörlerde çalışan işçileri (Amazon ve lojistik işçileri, otomotiv ve imalat işçileri, eğitimciler ve öğretmenler, ulaşım işçileri, iletişim ve teknoloji işçileri ve işçi sınıfının diğer kesimleri), eşgüdümlü muhalefet örgütlemek için birbirine bağlı işyeri ve mahalle komiteleri ağı kurmaya başlamaya çağırıyor.

Hayati önem taşımayan bir üretimin yapıldığı her işyerinde, bu acil müdahale komiteleri, derhal kapanmayı dayatmalıdır. Mart ayındaki kısmi kapanmaları dayatan, işçilerin sendikalardan bağımsız eylemiydi. Ne var ki, bizzat işçilerin denetiminde olan bir örgütlenmeler ağının yokluğunda, bu eylemler sürdürülemedi.

İşçilerin mücadelesi, tek bir fabrikanın ya da işyerinin ötesine uzanmaktadır. Bu mücadele, kapitalist sınıfın ve onun devletinin karşısına çıkmak üzere, tüm sektörleri, doğrusu işçi sınıfının bütün kesimlerini kapsamalıdır. Pandemiyi durdurmak için acil durum önlemlerini hayata geçirme mücadelesi, siyasi iktidar sorununu gündeme getirmektedir: toplumu kim kontrol edecek, kapitalist egemen seçkinler mi, işçi sınıfı mı?

İşçilerin harekete geçmesi sadece ABD’de kitlesel destek görmekle kalmayacaktır. Dünyanın dört bir yanında aynı koşullara ve aynı çıkarlara sahip olan işçilere de ilham verecek ve onları cesaretlendirecektir.

Egemen sınıfın pandemiye verdiği yanıt, kapitalizmin insanlığın ilerlemesiyle ve bizzat insan hayatıyla bağdaşmadığını göstermektedir. Kapitalizmin alternatifi sosyalizmdir; sosyal ve ekonomik yaşamın özel kâr değil, toplumsal ihtiyaçları karşılamak üzere yeniden yapılandırılmasıdır.

Sosyalist Eşitlik Partisi, işçileri komiteler kurmaya, iş bırakma eylemleri örgütlemeye ve sosyal medyada yaygın biçimde bilgi paylaşmaya çağırır. SEP, muhalefetin örgütlenmesi, farklı fabrika ve işyerlerindeki işçiler arasında bağlantı kurulması ve dünya genelindeki işçilerin bağımsız girişimler hakkında bilgilendirilmesi konusunda işçilere yardımcı olmaya hazırdır. Bu programla aynı fikirde olan herkesi, bizimle iletişime geçmeye çağırıyoruz.

Önümüzdeki haftalar ve aylar son derece kritiktir. İşçilerin şimdi harekete geçmesi, yüz binlerce insanın hayatını kurtarabilir. Kaybedecek zaman yok!

Sosyalist Eşitlik Partisi’nin açıklaması