Ermenistan-Azerbaycan sınır çatışması Kafkasya’da büyük bir savaş tehlikesi yaratıyor

Ulaş Ateşci
18 Temmuz 2020

Geçtiğimiz Pazar gününden beri Ermenistan’ın kuzeydoğusundaki Tavuş ve Azerbaycan’ın Tovuz bölgeleri arasındaki sınırda devam eden, tankların ve ağır silahların kullanıldığı silahlı çatışmalar, topyekûn bir savaşa yol açma tehlikesi yaratıyor. Çatışmalarda Azerbaycan tarafında bir general ve bir albay dahil olmak üzere en az 12 asker hayatını kaybederken, Ermenistan tarafında dört asker öldü. Her iki tarafta da çok sayıda yaralı var.

Geçtiğimiz ay Çin ile Hindistan arasında meydana gelen tehlikeli sınır çatışmasından sonra gerçekleşen bu çatışma, COVID-19 pandemisinin dünya genelinde jeopolitik çatışmaları yoğunlaştırdığını doğrulayan bir başka gelişmedir. Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, giderek büyüyen bir koronavirüs salgınıyla ve emekçiler arasında artan bir öfkeye neden olan ciddi bir ekonomik ve toplumsal krizle karşı karşıya bulunuyor. 10 milyon nüfuslu Azerbaycan 26 binden fazla COVID-19 vakası ve 330’u aşkın ölüm kaydederken, yaklaşık 3 milyon nüfuslu Ermenistan 33 binden fazla vaka ve 600’den fazla ölüm bildirmiş durumda.

Son çatışmada her iki taraf da birbirini iki ülke arasındaki ateşkesi ihlal etmekle suçladı. BBC, sınır çatışmalarının, “Azerbaycan Devlet Başkanı [İlham] Aliyev’in Ermenistan ile barış görüşmeleri yürüten uluslararası arabulucuları eleştirip, bu süreci ‘anlamsız’ olarak nitelemesinden birkaç gün sonra” gerçekleştiğini bildirdi.

Bu çatışmalar, dikkat çekici bir şekilde, ihtilaflı Dağlık-Karabağ bölgesinde değil, iki ülke arasında uluslararası ölçekte tanınan sınırda meydana geldi. Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı Kerim Veliyev, Salı günü yaptığı açıklamada, yaklaşık 100 Ermeni askerinin öldürüldüğünü iddia ederken, Ermeni yetkililer bu iddiaya yalanladı.

Ermenistan yetkilisi Artsrun Hovhannisyan, Cuma günü, “gerginliğin büyük ölçüde azaldığı düşünülebilir” açıklaması yapsa da, Ermenistan ile Azerbaycan arasında beş yıl içinde gerçekleşen bu ikinci silahlı çatışma ve resmi tehditler, iki Güney Kafkasya ülkesi arasında çıkacak bir topyekûn savaşın oldukça ciddi bir tehlike olduğunu göstermektedir. Böylesi bir savaş, Ermenistan’ın yakın bir destekçisi olan Rusya ile Azerbaycan’ın geleneksel müttefiki ve NATO üyesi Türkiye arasında hızla bir çatışmaya dönüşebilir.

Çatışmanın ciddiyeti, Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Vagif Dargahlı’nın Perşembe günü yaptığı şu açıklamada gözler önüne serildi: “Ermeni tarafı, ordumuzun son model füze sistemlerinin Metsamor nükleer enerji tesisine isabetli bir saldırı yapabileceğini ve bunun Ermenistan için büyük bir trajedi olacağını unutmamalıdır.”

Sovyet döneminde inşa edilen bu nükleer enerji tesisi, Ermenistan’ın başkenti Erivan’a 35 kilometre uzaklıkta ve Türkiye’nin doğu sınırına oldukça yakın bir konumda bulunuyor. Bu tesise yönelik bir füze saldırısı, kaçınılmaz olarak bölgedeki tüm halklar için korkunç bir nükleer felakete yol açacaktır.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, bu tehdidi, “devlet terörünün ve soykırım niyetinin açık bir göstergesi” olarak niteleyerek şunları ifade etti: “Azerbaycan’ın nükleer tehditlerini şiddetle kınıyoruz. Bu tehditler, uluslararası toplumun bu üyesinin sorumluluktan ve sağlıklı karar vermekten tamamen yoksun olduğunu göstermektedir.”

Bunların yanı sıra hem Bakü hem de Erivan birbirlerini sivilleri hedef almakla suçluyor. Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Şuşan Stepanyan, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Azerbaycan güçleri “havan topu ve obüslerle Ermeni köyleri bombalıyor” derken, Azeri yetkililer “Ermeniler geniş kalibreli silahlarla Azerbaycan köylerini bombaladı” açıklaması yaptı.

Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev, Perşembe günü, “anlamsız işler, anlamsız müzakereler” yürütmekle suçladığı Dışişleri Bakanı Elmar Mamedyarov’u görevden aldı. Bu adım, Salı gecesi Bakü’de gerçekleşen savaş yanlısı kitlesel bir gösterinin ardından geldi. Yerel haberlere göre, yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı gösteride “Karabağ Azerbaycan’ındır” ve “Seferberlik” sloganları atıldı. Yerel saatle sabaha karşı 4’te bazı protestocular parlamentoyu bastı.

Associated Press’e göre, Aliyev, “milliyetçi gösterileri sert biçimde eleştirdi” ve “muhalefetteki Azerbaycan Halk Cephesi’nin önderlerini, Ermenistan ile yeni bir çatışma yaşanırken Azerbaycan’ı istikrarsızlaştırmak için karışıklık çıkarmakla suçladı.”

Pazar gününden beri çatışmayla ilgili dünyanın dört bir yanından çok sayıda resmi açıklama geldi. Reuters haber ajansı, konuyla ilgili yorumunda, “Hazar Denizi’nden küresel piyasalara petrol ve doğalgaz taşıyan boru hatlarının bulduğu bölgedeki istikrarın tehdit altında olmasından dolayı uluslararası kaygı yüksek,” diye yazıyordu.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Salı günü yaptığı açıklamada Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki çatışma için derhal ateşkes çağrısı yaparken, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu’nun eş başkanları, Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, “tüm tarafları durumu kızıştırıcı söylemlerden ve sahadaki durumu değiştirme girişimlerinden kaçınmaya” çağırdı.

ABD, Fransa ve Rusya önderliğindeki AGİT Minsk Grubu, 1992’de, görünüşte Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık-Karabağ çatışmasını çözmek için kurulmuştu.

Azerbaycan’ın çoğunluğu Ermenilerden oluşan dağlık bir bölgesi olan Dağlık-Karabağ, 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Dağlık-Karabağ çatışması, Azerbaycan ile Ermenistan’ın hâlâ Sovyetler Birliği’nin bir parçası olduğu 1988’de başlamıştı. Çatışma, Stalinist bürokrasinin 1991’de Sovyetler Birliği’ni dağıtmasının ardından, 1990’ların başında topyekûn bir savaşa dönüştü. Azeri birlikleri ile Ermeni ayrılıkçıları arasındaki savaş, 1994’teki ateşkese kadar yaklaşık 30 bin kişinin hayatına mal oldu.

İki ülke arasında son ciddi silahlı çatışmaların patlak verdiği ve iki taraftan yaklaşık 200 askerin hayatını kaybettiği 2016’da, Dünya Sosyalist Web Sitesi şu uyarıda bulunmuştu: “Dağlık Karabağ krizinin doğurduğu savaş tehlikesi, SSCB’nin dağılmasının felaket getiren jeopolitik sonuçlarını ve Rusya dahil olmak üzere tüm eski Sovyet cumhuriyetlerinde egemen olan milliyetçi politikaların gerici karakterini göstermektedir. Bu, patlayıcı etnik çatışmaların ve bölge genelinde emperyalist entrikaların ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur.”

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, geçtiğimiz hafta içinde konuyla ilgili yaptığı açıklamada, hükümetinin “Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sınırda meydana gelen çatışmadan ve ölümlerden derin kaygı duyduğunu” belirterek, “tarafları, çatışmayı derhal yatıştırmaya, anlamlı diyaloğa kaldığı yerden devam etmeye ve AGİT Minsk Grubu Eş Başkanları ile müzakereleri başlatmak üzere ateşkes yapmaya” çağırdı. Fransa ise “diyalog” çağrısında bulunarak “Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki silahlı çatışmayı” kınadı.

Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, Salı günü yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Ermenistan-Azerbaycan sınırındaki silahlı çatışma konusunda son derece kaygılıyız. Her iki tarafı da itidal göstermeye ve ateşkes kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya çağırıyoruz. Rusya, çeşitli düzeylerde çoktan belirtmiş olduğu gibi, Minsk grubunun bir eş başkanı olarak, bir uzlaşmaya varılması için arabuluculuk yapmaya hazırdır.”

Rusya’nın Ermenistan’da iki askeri üssü bulunuyor. Haberlere göre bu üslerde yaklaşık 5 bin asker, yüzlerce tank, zırhlı araç ve ağır silahın yanı sıra bir düzine MiG-29 savaş uçağı, savaş helikopterleri ve başka çeşitli silahlar bulunuyor.

Rusya’nın TASS haber ajansına göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cuma günü, “sürpriz bir savaşa hazır olma kontrolü” yapılması emri verdi. “Rusya’nın Güney ve Batı Askeri Bölgeleri, Hava İndirme Kuvveti ve Kuzey ve Pasifik Filolarının deniz piyadelerini” kapsayan kontrole 150 bin asker, 26 binden fazla silah sistemi, 414 uçak ve 106 savaş gemisi dahil olacak.

Savunma Bakanı Sergey Şoygu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları belirtiyordu: “Kontrol, birliklerle 56 taktiksel tatbikat düzenlenmesini öngörüyor. Karadeniz’de ve Hazar Denizi’nde toplam 35 eğitim sahası ve kamp ile 17 deniz sahası kontrole dahil olacak. … Elde edilen eğitim ölçümlerinin sonuçları, büyük askeri birliklerin ve oluşumların [Eylül ayında yapılması planlanan] Kavkaz-2020 [Kafkasya-2020] stratejik tatbikatına katılmaya hazır olup olmadıklarının değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.”

Bununla birlikte, en savaşçı açıklamalar, Bakü’nün onlarca yıldır başlıca müttefiki olan Ankara’dan geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Dost ve kardeş Azerbaycan’a karşı Ermenistan tarafından yapılan saldırıları şiddetle” kınadığını söyledi ve “Üstelik bu son saldırı Yukarı Karabağ hattında değil, doğrudan iki devlet arasındaki sınırlarda ve ağır silahlarla yapılmıştır,” diye belirtti.

“Hiç şüphesiz bu saldırı Ermenistan’ın çapını aşan bir hadisedir” diyerek “Ermenistan’ın pervasız ve sistematik saldırıları”nın arkasında Kremlin’in olduğunu ima eden Erdoğan, amacın “hem Yukarı Karabağ sorunun çözümüyle ilgili süreci tıkamak hem de bölgede yeni çatışma alanları ortaya çıkarmak” olduğunu söylüyordu.

Savunma Bakanı Hulusi Akar da Çarşamba günü Azerbaycan Savunma Bakan Yardımcısı ve Hava Kuvvetleri Komutanı Ramiz Tahirov ile yaptığı görüşmeden sonra “bu, gerçekten Ermenilerin boyunu aşan bir teşebbüstür,” diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ise Cuma günü Twitter’da, “İki kardeş ülkenin bir kez daha Tek Yürek olduğunu bütün dünyaya” gösterme çağrısı yaparak şunları ekliyordu: “Savunma sanayiimiz SİHA’larımızdan mühimmatlarımız ve füzelerimize, elektronik harp sistemlerimize kadar bütün tecrübe, teknoloji ve kabiliyetleriyle her zaman Azerbaycan’ın emrindedir! …Bir Millet İki Devlet!”

Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti, Erdoğan hükümetinin bu çatışmada izlediği politikaya tam destek verdiklerini göstererek, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile Çarşamba günü TBMM adına ortak bir açıklamaya imza attı. Açıklamada şunlar belirtiliyordu: “İki devlet, tek millet anlayışıyla her daim huzur ve istikrarın savunucusu olan Türkiye, bundan sonra da tüm imkanlarıyla toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme çabalarında Azerbaycan’ın yanında yer almaya devam edecektir.”

Türkiye ile Rusya arasında Suriye’de ve Libya’da devam eden tehlikeli vekil savaşlarının ortasında, Türk egemen seçkinlerinin Azerbaycan’a tam destek vermesi ve Moskova’nın geniş çaplı askeri tatbikatı, Azerbaycan ile Ermenistan arasında tırmanmanın hızla kontrolden çıkarak Rusya’yı, Türkiye’yi ve NATO’yu kapsayan büyük bir savaşa yol açabileceğine ilişkin ciddi bir uyarıdır.