75 yıl önce: Müttefik güçlerin önderleri Potsdam Konferansı’nda toplandı

16 Temmuz 2020
Oturanlar (soldan sağa): Clement Atlee, Harry S. Truman ve Josef Stalin

17 Temmuz 1945’te, Britanya, ABD ve Sovyetler Birliği liderleri, İkinci Dünya Savaşı’nın son büyük Müttefik konferansında, Almanya’nın Potsdam kentinde bir araya geldiler. Toplantı, Müttefiklerin Nazilerin Üçüncü Reich’ını yenilgiye uğratıp Almanya’yı işgal etmesinin ardından, ABD’nin Pasifik’te Japonya’ya karşı nihai bir saldırıya hazırlandığı koşullarda düzenlendi. Müttefiklerin Avrupa’daki zaferi savaşın sonunu haber veriyordu.

Konferansa, Franklin D. Roosevelt’in Nisan ayında ölmesinin ardından ABD başkanı olan Harry Truman, Sovyet diktatörü Josef Stalin ve Britanya’nın başbakanları Winston Churchill ile Clement Atlee katıldı. Atlee’nin İşçi Partisi, kısa süre önce yapılan genel seçimlerde Churchill’in Muhafazakârlarını yenilgiye uğratmıştı.

Müttefik güçler arasında zafer ganimetinin bölüşümü konusunda var olan gerilimlerin bir işareti olarak, Fransa toplantıda temsil edilmedi. ABD, baskın emperyalist güç olma arzusunun parçası olarak, Fransa’nın Afrika ve Asya’daki eski sömürge topraklarını geri alma girişimine düşmanca yaklaştığının sinyalini çoktan vermişti.

Postdam Konferansı, Almanya’nın, ABD, Britanya, Sovyetler Birliği ve Fransa tarafından kontrol edilen işgal bölgelerine bölünmesini onayladı. Buna Berlin’in paylaşılması da dahildi. Almanya’nın askeri sanayisinin yok edilmesi ve savaş suçlarından sorumlu olan önderlerinin bir kısmının yargılanması konusunda anlaşmaya varıldı. Almanya’nın dış sınırları yeniden çizildi. Ülke, Doğu Prusya, Silezya, Batı Prusya ve Pomeranya’nın üçte ikisi dahil olmak üzere önceki topraklarının yaklaşık yüzde 25’ini kaybetti.

Konferans, Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya’daki Almanca konuşan nüfusun sınır dışı edilip Almanya’ya gönderilmesinin önünü açtı. Polonya’da, Stalinist Polonya İşçi Partisi ile burjuva milliyetçi gruplardan oluşan Geçici Ulusal Birlik Hükümeti’ni tanıdı. Sovyet Kızıl Ordusu, Nazilerin güdümündeki sağcı ve faşist rejimleri yenilgiye uğrattığı Doğu Avrupa’nın büyük kısmını işgal etmişti.

Ayrıcalıklı Sovyet bürokrasisinin çıkarlarını temsil eden Stalinistler, bölgedeki işçi sınıfının her türlü bağımsız seferberliğine karşıydı ve bunun yerine kendi etki alanlarını yaratmayı amaçlıyorlardı. İşgal ettikleri ülkelerde başlangıçta ulusallaştırma politikaları uygulama girişiminde bulunmadılar.

Konferans, Japonya’dan derhal teslim olmasını talep etti. Aksi halde “hızlı ve tam imha” ile karşılaşacaktı. Anlatıldığına göre Truman, toplantı sırasında Stalin’e ABD’nin “yeni bir güçlü silaha” sahip olduğunu söylemişti. Konferansın sona ermesinden iki hafta sonra, ABD, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine nükleer bombalar atacaktı. Bu, özellikle SSCB’ye karşı, savaş sonrası Amerikan egemenliğini göstermeyi amaçlayan eşi görülmemiş bir savaş suçuydu.