Washington, Jefferson, Lincoln ve Grant anıtlarından elinizi çekin!

23 Haziran 2020

Geçtiğimiz haftalarda, Amerika Birleşik Devletleri'nde polis şiddetine karşı gösterilere katılanlar, 1861-1865 Amerikan İç Savaşı sırasında köleliği savunmak için isyan eden Konfederasyon önderlerinin heykellerinin kaldırılmasını talep ettiler.

Fakat ırksal eşitsizlik savunucularının heykellerinin kaldırılması yönündeki bu haklı talebe, köleliği sona erdiren İç Savaş'a ve eşitlik ilkesini savunarak kölelik kurumunu ilk kez tartışmaya açan Amerikan Devrimi'ne önderlik edenlerin anıtlarına karşı haksız saldırılar eşlik etti.

Bir önceki Pazar günü, Bağımsızlık Bildirgesi'nin yazarı Thomas Jefferson'ın Portland, Oregon'daki heykeli; ondan dört gün sonra da Amerikan Devrimi sırasında Britanya'yı yenilgiye uğratan kuvvetlere önderlik eden George Washington'ın heykeli yıkıldı.

Cuma günü, San Francisco'daki protestocular, İç Savaş sırasında Birlik kuvvetlerinin komutanı olan ve Yeniden İnşa dönemi sırasında Ku Klux Klan'ı bastıran Ulysses S. Grant'ın heykelini devirdiler.

Thomas Jefferson'ın Portland, Oregon'da devrilen heykeli (Kaynak: Twitter kullanıcısı @BonnieSilkman)

Şimdi de sosyal medyada, Washington, D.C.'deki ünlü Özgürlük Anıtı'nın kaldırılması için bir kampanya başlatılmış durumda. Söz konusu anıt, Abraham Lincoln'ü, özgürleşen, diz çökmüş bir kölenin önünde ayakta durmuş olarak tasvir ediyor. Doğrusu 1876'da dikilen bu heykel, özgürleşen köleler tarafından yaptırılmıştı. Anıtın açılışındaki ithaf konuşması, Frederick Douglass tarafından yapılmıştı.

Hayatlarını "bütün insanlar eşit yaratılmıştır" savını reddetmeye adamış olan Konfederasyon önderlerinin anıtlarının kaldırılmasına hiç kimse itiraz edemez. Lincoln'ün ikinci kez başkanlık görevine başlarken yaptığı konuşmadaki sözlerle, bu figürler, "ekmeklerini diğer insanların alın terinden çıkarmaya" çalışmışlardı.

Ayrılıkçı eyaletlerin önderlerinin heykelleri, Yeniden İnşa döneminin sona ermesini takip eden siyasi gericilik döneminde dikildi. Amaç, Amerikan İç Savaşı'nın devrimci karakterini inkar eden "kaybedilmiş dava" tarih yazımı okulunun bir parçası olarak, Konfederasyon'u meşrulaştırmaktı.

Ancak Amerika'daki devrimci savaşın ve iç savaşın önderlerinin anıtlarının kaldırılmasının hiçbir haklı sebebi yoktur. Bu insanlar, ırksal baskıyı insanların kökten eşitsizliğinin cisimleşmesi olarak haklı gösteren gerici güçlere karşı verilen büyük toplumsal mücadelelere önderlik ettiler.

İki Amerikan devriminin önderlerinin anıtlarına yapılan saygısızlığa katılanların ne yaptıklarının bilincinde olmamaları son derece mümkündür. Eğer öyleyse, suçlanması gerekenler bu eylemleri kışkırtanlardır.

Demokratik Parti siyaset kurumunun baskın kesimlerini temsil eden New York Times, bu olaylardan aylar önce, hem Amerikan Devrimi'ni hem de İç Savaş'ı itibarsızlaştırma yönünde bir kampanya başlattı.

New York Times'ın 1619 Projesi'nde, Amerikan Devrimi köleliği savunma savaşı olarak sunuldu ve Abraham Lincoln sıradan bir ırkçı olarak gösterildi.

Söz konusu büyük tarihsel figürlerin bir kısmının tarihsel olarak açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Thomas Jefferson, dünya tarihindeki tartışmasız en ünlü devrimci cümlenin yazarıydı: "Biz şu gerçeklerin tartışmasız olduğunu savunuyoruz: bütün insanlar eşit yaratılmıştır." Bu beyan, 1776'dan beri eşitlik uğruna verilen her mücadelenin bayrağına yazılmıştır. Jefferson bunu kesin ve açık biçimde ifade ederken, doğal insan eşitliği ilkesine dayanan yeni bir düşünme tarzını açıklığa kavuşturuyordu. Bağımsızlık Bildirgesi'nin giriş bölümünün devamında, keskin bir dille halkın devrim yapma hakkı ilan edilir.

Amerikan Devrimi, bu bakımından, 1789 Fransız Devrimi'ne ve tarihteki en büyük köle isyanı olan 1791 Haiti Devrimi'ne güçlü bir dürtü sağlamıştır. Haiti Devrimi'nde köleler, kendilerini özgürleştirerek Fransız sömürgecilerden kurtuldular.

George Washington, 13 koloninin Britanyalı kolonicilerden bağımsızlığını ilan ettiği Amerikan Devrimi (1775-1783) sırasında Kıta Ordusu'nun komutanlığını yaptı. Washington daha sonra, dünyada ses getiren bir kararla, askeri görevini bırakarak özel hayata geri döndü. Bu adım, cumhuriyette sivil gücün askeri güçten pratikte ayrılmasının kurumsallaşmasına yardımcı oldu.

Abraham Lincoln, modern tarihin en büyük figürlerinden biridir. İç Savaş'ta Kuzey'in veya Birlik'in önderi olarak tarihsel amacının, çağdaşlarının "Kölecilerin İktidarı" diye adlandırdığı şeyi savaş sırasında yok etmek olduğu açıklığa kavuştu. Lincoln, insanlığın özgürlüğü davasında şehit edilmeden sadece birkaç gün önce, bu mücadelenin Nisan 1865'te zafere ulaştığına tanık oldu. Dünya, ölümünün yasını tuttu. Bu durum, hem Kuzey'de hem Güney'de ama özellikle de özgürleşen köleler arasında geçerliydi. Marx, Lincoln için şöyle yazmıştı: "Dünya, ancak şehit düştükten sonra onun bir kahraman olduğunu keşfetti."

Ulysses S. Grant, itibar açısından Lincoln'den hemen sonra gelen bir İç Savaş kahramanıydı. Grant'ın 1864'te ordunun başına geçmesinden önce, İç Savaş'ın özgürleştirici dürtüsüne karşı çıkan generaller, Birlik'in davasına engel olmuşlardı.

Grant ve güvenilir dostu General William Tecumseh Sherman, Güney'in yenilgiye uğratılmasının, köleliğin kökten yok edilmesini amaçlayan bir savaşı gerektirdiğini anlamıştı. Lincoln onun için, "Bu adamı harcayamam. O savaşıyor," demişti. Grant, başkan olarak Beyaz Saray'a çıktığında, İç Savaş eliyle zincirlerinden boşalan kapitalizmin gücü altında ezildi ancak özgürleşen köleleri savundu ve Ku Klux Klan'ı (KKK) bastırdı. 1877'de başkanlık görevinden ayrıldıktan sonra Avrupa'yı turladı ve işçi kitlelerinin dinlemeye gittiği etkinliklerde konuşmalar yaptı.

Bu insanların anıtlarına yapılan saldırılara, Demokratik Parti'nin ve New York Times'ın Amerikan tarihini ırksallaştırma ve insanlık tarihinin ırksal mücadele tarihine dönüştürüldüğü bir anlatı yaratma yönünde giderek daha öfkeli bir girişim öncülük etmiştir. Bu, demokratik bilinçte, bu kampanyayı harekete geçiren gerici siyasi çıkarlarla tamamen iç içe geçen bir bozulmaya yol açmıştır.

Konfederasyon'un ve sonrasında da KKK'nin siyasi kolu işlevi gören Demokratik Parti'nin bu süreçten görünüşte bağışık olması dikkate değerdir.

Bu kirli tarihsel miras, Demokratik Parti'nin günümüzde savaşları destekleyen siciliyle uyumludur. Doğrusu bu savaşlar, esasen beyaz olmayanları hedef almıştır. Demokratlar, Irak'ın ve Afganistan'ın istila edilmesini desteklemiş ve Obama döneminde Libya'yı ve Suriye'yi mahvetmiştir. New York Times, bütün bu savaşların baş savunucusu ve propagandacısıdır.

New York Times ve Demokratik Parti, kapitalist sisteme ve onun devlet içindeki baskıcı güçlerine karşı siyasi mücadeleye girmekte olan halk kitlelerinin demokratik duyarlılıklarını saptırıp yanlış yönlendirme peşinde koşmaktadır. Bunun nedeni, işçi sınıfının gelişen çok ırklı, çok uluslu ve çok etnik gruplu hareketinin onların politikalarına doğrudan muhalefet içinde olacağını biliyor olmalarıdır.

Bu heykelleri devirirken ne yaptıklarının siyasi sonuçlarının farkında olmayan pek çok insan var. Ancak cahillik bir mazeret değildir. Eylemler nesnel bir öneme sahiptir. Amerikan Devrimi'ne saldıranlar, çağdaş gericiliğe yardım etmektedir.

Tom Mackaman ve Niles Niemuth