NATO savunma bakanları yeni Ortadoğu savaşları çağrısı yapıyor

Alex Lantier
26 Ekim 2019

Perşembe günü iki günlük bir zirve için Brüksel’de toplanan NATO savunma bakanları, Suriye’deki sekiz yıllık vekil savaşlarının bozguna uğramasının ortasında, Ortadoğu’da yeni bir askeri tırmanma çağrısı yapıyor.

Trump’ın Türkiye’nin Kürt güçlerine yönelik saldırısına yeşil ışık yakarak kuzeydoğu Suriye’deki ABD’deki Kürt milislerin yanında konuşlu bulunan 1.000 Amerikan askerini iki hafta önce bölgeden çekmesinden bu yana, Suriye’deki durum keskin bir şekilde Washington’a ve onun Avrupalı emperyalist müttefiklerine karşı gelişmiş durumda. Rusya, Türkiye ve Suriye yönetimi, Türkiye’nin Kürt milislere sınır ötesi harekat düzenleme izni verirken, savaş öncesi sınırlara geri dönme konusunda anlaşmaya vardılar. Ayrıca Suriye birlikleri, NATO destekli “asi” güçlerinin elinde kalan son yer olan kuzeybatıdaki İdlib vilayetinde bulunan El Kaide bağlantılı milislere saldırmak üzere toplanıyorlar.

Bu yenilgiyle sersemlemiş durumda olan NATO savunma bakanları, yalnızca Avrasya genelinde savaş yürütmeye olan bağlılıklarını yeniden ifade edebiliyor ve daha fazla askeri tırmanma yönünde çelişkili önerilerde bulunuyorlar. ABD Savunma Bakanı Mark Esper İran’a ve Çin’e karşı daha çok konuşlanma önerisinde bulunurken, Almanya Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer’den de, kuzeydoğu Suriye’yi işgal etmek üzere 30-40 bin askerden oluşan bir Avrupa “barışı koruma” gücü konuşlandırma çağrısı geldi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, görüşmeler başlamadan önce yaptığı kısa basın açıklamasında, “Balkanlar’dan Afganistan’a kadar tüm NATO misyonlarını ve operasyonlarını” takdir etti. Stoltenberg, ayrıca, askeri harcamasını arttırması için Avrupa’ya baskı yapma sözü verdi: “Hem harcama ama hem de katkılar ve yetenekler alanında yük paylaşımının öneminin bir kez daha altını çizeceğim ve Aralık ayında Londra’da bir araya geldiklerinde sunmak üzere Hükümet ve Devlet Başkanlarına bir rapor hazırlayacağım.”

Kramp-Karrenbauer’den gelen ve Alman hükümetinin Nazi rejiminin çökmesinden bu yana ülke dışında ilk saldırgan askeri harekat teklifini temsil eden öneri sorulduğunda, Stoltenberg öneriyi şu sözlerle onayladı: “Bu öneriyi Savunma Bakanı Annegret Kramp-Karrenbauer ile görüştüm. NATO müttefiklerinin, bu durumda Almanya’nın, nasıl ileri gidebileceğimiz konusunda önerilerinin ve fikirlerinin olması olumlu.”

Stoltenberg, NATO’nun büyük çaplı askeri harekat hazırlıklarını vurguladı. NATO’nun Rusya ile topyekün bir savaş seferberliğinde, Pentagon’un Amerika’dan Avrupa’ya on binlerce askeri hızla sevk etme ve bu seferberliğe katılma becerisini test edecek Muhafız 2020 tatbikatı da buna dahildir. Tatbikatın, Güney Çin Denizi’nde, Çin kıyısı açıklarında yapılacak kışkırtıcı deniz tatbikatlarıyla birlikte bir Pasifik ayağı da olacak. Bununla birlikte, Stoltenberg, Kramp-Karrenbauer’in teklif ettiği üzere Suriye’de bir NATO ya da Avrupa istilası olup olmayacağı konusunda hemen yorum yapmayı kabul etmedi.

Stoltenberg, şöyle devam etti: “Eğer şimdi tüm olası ve olanaksız seçenekler hakkında yorum yapmaya başlarsam, yalnızca belirsizliğe katkıda bulunurum… Kuzeydoğu Suriye’de bir NATO misyonu çağrısında bulunulmadı.”

Perşembe günkü toplantıdan sonra Stoltenberg akşam kısa bir açıklama yapmak için bir kez daha basının karşısına çıktı. NATO ittifakında yer alan ülkeler arasında “farklı görüşler” olduğunu belirten Stoltenberg, bunların “kamuoyunca bilinen” anlaşmazlıklar ile aynı doğrultuda olduğunu ekledi. NATO Genel Sekreteri, kuzeydoğu Suriye’deki durumu “çok ciddi” olarak adlandırırken, Türkiye’nin bölgede “haklı güvenlik kaygıları” olduğunu söyledi ve Türkiye’nin Suriye’de Almanya ya da Avrupa askeri konuşlanmasını kabul edip etmeyeceği sorusunu cevap vermekten kaçındı.

Stoltengerg, Kramp-Karrenbauer’in NATO savunma bakanlarına Berlin’in önerisi hakkında bilgi verdiğini söylerken, bu bilgiyi kendisinin özetlemesinin “yanlış” olacağını belirtti.

Ortadoğu’daki askeri bozgun ve savaşın Ortadoğu’daki ve NATO ülkelerindeki işçiler arasında son derece gözden düşmüş olması, ittifakı sendeletiyor. Hem Washington’ın hem de Avrupalı emperyalist güçlerin Türkiye'ye getirdiği eleştirilerin ötesinde, Amerika ve Avrupa egemen seçkinleri arasında, ABD egemen sınıfı içindeki –Trump’a yönelik görevi kötüye kullanma suçlamasının temelinde yatan– dış politika anlaşmazlıklarıyla ilişkili çatışmalar var. Bununla birlikte, tüm hizipler, nükleer silahlı güçlere karşı askeri tırmanma stratejileri öneriyor ve bunun işçiler için yıkıcı sonuçları bulunuyor.

Kramp-Karrenbauer’in planı NATO’nun Suriye’de Rusya ile bir cepheleşme başlatmasını zorunlu olarak içerirken, Esper, Amerikan burjuvazisinin, önce Çin’le savaşa hazırlanmaya odaklanan hiziplerini temsil ediyor. ABD Savunma Bakanı Esper, Perşembe günü Brüksel’deki Alman Marshall Fonu’nda yaptığı konuşmada, “Önceliğimizi büyük güç rekabetine çevirdiğimiz için, Ulusal Savunma Stratejisi ilk sıraya Çin’i, ikinci sıraya da Rusya’yı yerleştiriyor,” dedi.

Esper, bu temelde, Suriye’de başka savaşlardan söz etmedi ve bunun yerine, Avrupalı güçleri Trump yönetiminin İran’a karşı tırmanma politikasına dahil olmaya çağırdı. İran’a karşı askeri takviyenin parçası olarak Suudi Arabistan’a binlerce ABD askeri gönderme planlarını gündeme getiren Esper, şunları ekledi: “Avrupa’daki müttefiklerimizi, bizi izlemeye ve İran’ın saldırganlığını caydırmaya, bölgede istikrarı teşvik etmeye ve uluslararası kurallara dayanan düzeni savunmaya destek vermeye çağırıyoruz.”

Dahası, Trump, yönetiminin kuzeydoğu Suriye’de Kürtleri savunmak için başka savaşlar başlatmaya ilgisiz olduğunun yeni bir işaretini vererek, Türkiye’nin Kürt milislere saldırması üzerine kısa süreliğine uygulamaya koyduğu yaptırımları Çarşamba günü kaldırdı.

Ancak Kramp-Karrenbauer, Suriye’de Rusya’nın karşısına çıkma planını ilerletmeye devam etti. Savunma bakanları toplantısında ayrılırken, NATO içinde planına yönelik desteğin “oldukça umut verici” olduğunu söyledi ama “Yine de uzun bir süreç ve zorlu bir yol olacak” diye de ekledi.

Altı yıldır Almanya’nın yeniden askerileşmesi için saldırgan biçimde kampanya yürüten Alman medyası içindeki çeşitli yayın organları da, Kramp-Karrenbauer’in planının geliştirilmesi için zaman gerekeceğini yazdılar. Merkur, bakanın planı “uluslararası coşkuya yol açmadı. Tepkiler ihtiyatlıydı. Brüksel’de, NATO savunma bakanları toplantısında girişimine onay aldı. Fakat hiçbir ülke kesin destek sözü vermedi,” diye yazdı.

Münih Güvenlik Konseyi Başkanı Wolfgang Ischinger ise, Der Spiegel’e, Kramp-Karrenbauer’in planı “her nedense tüm tarafların askeri meselelerde birlik içinde çalıştığını varsayıyor. Ancak durum şu anda böyle görünmüyor,” dedi.

Doğrusu, Kramp-Karrenbauer’in önerisi irdelendiğinde, bu, acil bir askeri harekat planından çok bir askeri takviye çağrısı ve Almanya içinde militarist ortamı teşvik etme önerisi gibi görünüyor. Bu, Avrupa burjuvazisinin politikasının gidişatı hakkında bir uyarıdır. Berlin, Avrupa’nın ve Almanya’nın askeri yeteneklerinde geniş çaplı bir artış planlıyor ki bu, askeri harcamalarda büyük artışları ve buna bağlı olarak Avrupa genelinde işçilere karşı kapsamlı saldırıları gerektirecektir.

NATO askerlerinin Afganistan’daki ya da Irak’taki savaşlar için konuşlandırılmasının asker başına yılda yaklaşık 1 milyon dolara mal olduğu dikkate alındığında, 40.000 Avrupalı askerin konuşlandırılması, Avrupa’nın askeri bütçesinin yılda on milyarlarca dolar genişletilmesini gerektirecektir. Bununla birlikte, ABD’nin ülkeden çekilmesinin ortasında, Avrupa devletleri bu tür bir gücü Suriye’ye bağımsız bir şekilde konuşlandırıp onun ihtiyaçlarını karşılayabilecek olsa da olmasa da, bu tür bir gücün orada ne yapacağı belirsizdir.

NATO’nun Suriye’deki vekillerini yenilgiye uğratan, Rusya’nın müttefiki olan ve Rus hava koruması ve uçaksavar füzeleri sağlanan koalisyon, Avrupalı kuvvetlerden sayıca kesinlikle üstün olan zorlu bir güçtür. Bu koalisyon, Suriye ordusunun hayatta kalan 200.000 askerinin ve 80.000 kişiden oluşan Suriyeli düzensiz birliklerin yanı sıra, Suriye’de görev alan yaklaşık 40.000 İran askerini, Lübnanlı Hizbullah’ın on binlerce savaşçısını ve Fatimiyyun Tugayı gibi İran yanlısı Afgan, Iraklı ya da Pakistanlı yaklaşık 20.000 milisi kapsamaktadır.

Buna, hem binlerce Rus askeri, savaş uçağı ve savaş gemisi hem de Çinli “Gece Kaplanı” denilen özel kuvvetler eklenmelidir. Söz konusu özel kuvvetler, Çin ile Suriye arasında artan askeri işbirliğinin ortasında, NATO müttefiki İslamcı Uygur “asiler” ile savaşmak üzere Suriye’ye konuşlandırıldılar.

Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, Perşembe günü, Rusya’nın Suriye’ye daha fazla asker konuşlandırılmasına karşı olduğunu yineleyerek şunları söyledi: “Suriye’deki Amerikan askerleri konusundaki muhalefetimiz iyi biliniyor. Yalnızca Rus birlikleri Suriye önderliğinin davetiyle meşru olarak Suriye’deler. Elbette, nihai hedef, tüm yabancı silahlı kuvvetlerin, yabancı orduların Suriye Arap Cumhuriyeti’nden tamamen çekilmesidir.”

Washington’ın ve Berlin’in bu tür güçlerin karşısına çıkmak üzere askeri operasyon çağrısı yapması, artan dünya savaşı tehlikesi hakkında bir başka uyarı oluşturmaktadır.