Die Zeit editörü Jochen Bittner’e yanıt

Johannes Stern
5 Ağustos 2019

WSWS, 31 Temmuz’da, “Die Zeit editörü Jochen Bittner, “Alman barışseverliği”ni kınıyor” başlıklı bir makale yayınlamıştı. Bittner, yazının yayınlanmasının ardından, WSWS’ye, makalenin yazarı olan editör Johannes Stern’in iletişim bilgisini istediği bir e-posta gönderdi. Bittner ile Stern arasındaki yazışmayı aşağıda belgeliyoruz.

***

Sayın Bay Stern,

İletişim bilgilerinizi gönderdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sadece kısa bir sorum var: Kaç yaşındasınız?

Nazi diktatörlüğü döneminde büyümüş olmanız bana pek mümkün görünmüyor. Ama belki de SED (Doğu Almanya, Sosyalist Birlik Partisi) rejiminde bir kariyer yaptınız, mesela MfS’de [Devlet Güvenliği Bakanlığı – Stasi]? Ya da çok gençsiniz ve tarihsel açıdan körsünüz?

Soruyorum, çünkü siyasi olarak muhalif insanların “kötücül zihniyet”e sahip olarak adlandırılması, her iki Alman diktatörlüğünün de ayırt edici özelliğiydi.

Saygılarımla,

Jochen Bittner

Dr. Jochen Bittner
Die Zeit
Siyasi editör

***

Sayın Dr. Bittner,

Yaşımı mı öğrenmek istiyorsunuz? Size tam doğum tarihimi vermek için hiçbir sebep görmüyorum. Ama size şunu söyleyeyim: Almanya’nın yeniden birleşmesini ve bunun yeni bir barış ve demokrasi döneminin şafağı olacağına ilişkin resmi açıklamaları hatırlayacak kadar yaşlıyım. O zamandan beri, benim kuşağımdan pek çok insan gibi, tüm bu sözlerin sonu gelmeyen savaşlarla, militarizmin yükselişiyle ve yeni bir Alman savaş politikası için gitgide daha saldırgan taleplerle çürütüldüğünü gördüm.

Yazdıklarına yönelik eleştirim kişisel değil, siyasidir. Die Zeit’in siyasi editörü ve New York Times yazarı olarak etkinizi, dehşet verici sonuçları olan militarizmin ve savaşın propagandasını yapmak için kullanıyorsunuz. Bu, 20. yüzyılın iki dünya savaşının ve bu yüzyılın Ortadoğu’daki yasadışı saldırı savaşlarının dersidir. Sizin, özellikle Alman tarihi bağlamında, barışseverliği ve militarizm karşıtlığını “ahlaki kibir” olarak kınamanız, basitçe bir “siyasi muhalif”in görüşü değildir.

Biliyor olmanız gerektiği üzere, 1945-46’daki Nürnberg Savaş Suçları Yargılamaları’nda getirilen ilk iki suçlama, “Barışa Karşı Suçlar” ve “Saldırı Savaşlarının Planlanmasına, Hazırlanmasına, Başlatılmasına ve Yürütülmesine Katılma” idi. Bu, Alman Temel Yasası’nda da [Anayasa] dikkate alınmıştı. Örneğin, 26. madde, “Uluslar arasındaki ilişkileri bozma eğilimi içinde olan ve bozan eylemler, anayasaya aykırıdır ve suç olarak değerlendirilecektir,” der.

Sizin yorum yazınız, siyaset ve medya alanında, saldırgan bir dış ve büyük güç politikasını ve savaşı açıkça savunma yönünde artık gelişmiş olan bir eğilimi ifade etmektedir. Bu, Humboldt Üniversitesi Profesörleri Herfried Münkler (“Eğer bizim her şeyden suçlu olduğumuz düşüncesine sahipseniz, Avrupa'da sorumlu bir politika izlemeniz mümkün değildir”) ile Jörg Baberowski (“Hitler kötü biri değildi”) öncülüğünde, Alman emperyalizminin Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarındaki suçlarının sistematik biçimde önemsizleştirilmesini kapsamaktadır.

Son olarak, size bir soru sormama izin verin. Alman Marshall Fonu ve Bilim ve Siyaset Vakfı (SWP) gibi dış politika kurumlarının ve düşünce kuruluşlarının temsilcileri ile yaptığınız sayısız strateji tartışması sırasında, hiç savaş çığırtkanlığınızın sonuçlarını tartıştınız mı? Yeniden Alman militarizmi “korkusu”na sahip olduğunda, dünya neye benzeyecek? Alman emperyalizminin ve kapitalizminin çıkarları için bu kez kaç ülke saldırıya uğrayacak ve kaç insanın yaşamı kurban edilecek? Sizin ve Die Zeit’in son derece gayretli bir şekilde kışkırttığı gibi, İran’a ya da hatta nükleer güç Rusya’ya karşı bir savaşın sonuçları ne olacak?

“Tarihsel açıdan kör” ifadesi, bu soruları sinik ve kışkırtıcı bir şekilde ele alan ve İkinci Dünya Savaşı’ndan 80 yıl sonra yine savaş propagandası yapan birini tanımlar.

Saygılarımla,

Johannes Stern