Beyaz Saray ve Google, Çin’e karşı teknoloji savaşı başlattı

Andre Damon
25 Mayıs 2019

Pazartesi günü, internet arama ve akıllı telefon yazılımı tekeli Google, Huawei’in Çin dışındaki faaliyetini etkin biçimde sona erdirecek şekilde, Huawei marka telefonların Android işletim sisteminin kritik parçalarına erişimini engelleyeceğini açıkladı.

ABD’li donanım üreticileri Qualcomm, Broadcom ve Intel, darbeyi yoğunlaştıracak biçimde, artık şirkete parça satmayacaklarını açıkladılar. Bunlar olmadan, mevcut akıllı telefon hatlarının ya da bilişim altyapısı sistemlerinin herhangi biri üretilemiyor.

Bu adımlar, ABD Ticaret Bakanlığı’nın, Huawei’yi, “ABD’nin ulusal güvenliğine veya dış politika çıkarlarına aykırı faaliyetlerde bulunduğu” gerekçesiyle Kısıtlanmış Varlıklar Listesi’ne (Kara Liste) eklemesinden sonra geldi.

Şirketler, en ufak bir itiraz olmadan, Trump’ın, kendi çıkarları için de ciddi sonuçları bulunan apaçık korumacı önlemlerine itaat ettiler. Trump’ın ticaret savaşının bu şirketlerin karlarına vereceği zarar ne olursa olsun, bunu, Amerikan devletinin himayesini kazanarak ve öncelikli bir muamele ile milyarlarca dolarlık kazançlı askeri sözleşmeler sağlayarak fazlasıyla telafi edecekler.

Huawei, Şubat ayında Mate X katlanan akıllı telefonlarını tanıtıyor

Financial Times, Britanya egemen sınıfının ABD’nin Huawei’ye açtığı savaş konusundaki tereddütlerini yansıtan kaygılı bir başyazıda, sözünü sakınmadı ve ABD’nin, Çin’in “teknolojisinin Amerika’nınkini geride bırakma yolunda” olmasından korktuğunu yazdı. Gazete, açıkça, “Doğrusu, ABD’nin adımları, Çin’in yükselişini engelleme girişiminin parçası gibi görünüyor,” sonucuna varıyordu.

Apple ve Samsung telefonların satışı hızla düşerken, Huawei, dünyanın lider 5G iletişim donanımı sağlayıcısı olmaya ek olarak, yılın sonuna kadar en büyük akıllı telefon satıcısı haline gelmenin eşiğindeydi.

Huawei, sadece birkaç yıl içinde, son derece rekabetçi ve zengin akıllı telefon piyasasındaki en dinamik oyuncu haline geldi. Şirketin telefon satışları, geçtiğimiz 12 ayda yüzde 50 arttı.

Huwaei, DxOMark’a göre, art arda iki nesil, birinci sınıf telefon kamerasını üretmekle kalmadı. Samsung’un Galaxy Fold’u şişirilmiş bir şekilde piyasaya sürmesine karşın, Huawei, sektörün önceki lideri Apple’ın girme girişiminde bile bulunmadığı bir pazar dilimine egemen olacak şekilde, bir tablete dönüşen ilk geçerli kitle piyasası telefonunu sunmanın da eşiğinde bulunuyor.

Bununla birlikte, Trump yönetiminin Huawei’yi kara listeye alması ve Google ile diğer büyük teknoloji şirketlerinin bununla işbirliği yapması, Huawei’in küresel akıllı telefon piyasasındaki bir oyuncu olarak ciddi biçimde zarar görmesi anlamına gelecek. Huawei, Amerikan şirketlerinin sattığı parçalara bel bağlamadan telefonlar üretebilse bile, satışları Çin piyasası ile sınırlandırılacak. Bir uzman, Financial Times’a, bu adımlar “büyük olasılıkla, Huawei’nin Çin dışındaki tüm akıllı telefon sevkiyatına mal olacak,” diye konuştu.

Hiç kimse, küresel ticaret savaşındaki bu yeni yaylım ateşinin sonuçlarının ne olacağını bilmiyor. İnternetin gelişmesi ve 2007’de Apple tarafından uygulama (application) ekonomisinin piyasaya sürülmesi, bir küreselleşme ve uluslararası bütünleşme dönemi sırasında meydana gelmişti. Ne var ki, internet ve küresel teknoloji sektörü, korumacılığın ve ticaret savaşının yükselişinin ortasında, ulusal sınırlar boyunca parçalanmış hale geliyor.

Morgan Stanley, ABD-Çin ilişkilerindeki kırılmanın olası sonuçları hakkında keskin görüşlü bir uyarı olarak, Huawei’e karşı adımın, Fed’in gevşek para politikasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nde “tam bir durgunluğa” işaret edeceği öngörüsünde bulundu.

Beyaz Saray’ın geçtiğimiz hafta Huawei’e yönelik yeni kısıtlamaları duyurması ve Google’ın bu kısıtlamalara uyması, ABD’nin, müttefiklerinin Huawei iletişim donanımı satın almalarını engelleme çabalarının neredeyse tamamen başarısız olmasının ardından geliyor. Britanya, Almanya, Hindistan ve sayısız başka ülke, Washington’ın Huawei’in 5G iletişim donanımını yasaklamaları konusunda gözlerini korkutmaya çalışmasını kabul etmedi. Söz konusu donanım, genel olarak, Batılı rakiplerinden ciddi anlamda üstün görülüyor.

ABD, bunun üzerine, sadece daha kararlı hale geldi. Bu durum, bir uzmanın Financial Times’a söylediği gibi, “etkin biçimde bir teknoloji soğuk savaşı başlatma sinyali” veriyor. New York Times, ABD’nin hamlesini, bir “dijital demir perde” [dönemi] başlatma olarak niteledi.

ABD-Çin ticaret savaşının büyük çapta ve aniden şiddetlenmesi, birçoklarında şok etkisi yarattı. Bir uzman, New York Times’a şunları söyledi: “Trump yönetiminin hamlesi, birçok Çinlinin beklediğinden çok daha kapsamlı… Üstelik çok daha önce geldi. Birçok insan, bunun gerçek olduğunu ancak fark ediyor.”

ABD ile Çin arasında büyüyen çatışma, ABD’nin, Çinli şirketlerin önceden kendisinin ve Almanya gibi AB üyelerinin hakim olduğu yüksek değerli üretim dallarına girmesini engelleme çabalarına odaklanıyor. Geçtiğimiz yıl, Trump yönetimi, robot bilimi, havacılık ve yüksek teknoloji üretimi gibi alanlarda eğitim gören Çinli yüksek lisans öğrencilerinin vize sürelerini kısaltmıştı. Bu arada, bir grup kongre üyesi, öğrenci vizelerinin daha da sınırlanması için bastırıyor.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Kasım ayında, birçok kişi tarafından ABD ile Çin arasında yeni bir Soğuk Savaş olarak adlandırılan bir duyuru yapmıştı. Pence, Çin’in, “robot bilimi, biyoteknoloji ve yapay zeka dahil olmak üzere dünyanın en gelişmiş sektörlerine” girme çabalarından vazgeçmesini talep etmişti. Pence, bu sektörleri, “21. yüzyıl ekonomisinin hakim tepeleri” diye adlandırmıştı.

O zamandan beri, ABD ve Çin temsilcileri, ticaret savaşının şiddetlenmesini durdurmak üzere olası bir anlaşma için yoğun görüşmeler yürüttüler. Ancak Çinli temsilciler için, ABD’nin Çin’in sunamayacağı bir şeyi; yüksek teknoloji üretimi sektörünü etkin biçimde ortadan kaldırmasını talep ettiği belli olunca, görüşmeler başarısızlığa uğradı.

China Daily, geçtiğimiz haftaki duyuru üzerine şu yorumda bulundu: “ABD hükümeti, Huawei’e yönelik muamelesiyle, diğer ülkelerle uğraşırkenki tüm çirkinliğini açığa vurdu: dünyanın tek süper gücü olarak, herhangi bir kurala saygı göstermeden zorbalık etmesini, kibrini ve ticaret ortaklarının itibarına saygısızlığını, dünyanın geri kalanını küçümseyen yaklaşımını ve apaçık bencilliğini ve daha geniş bir topluluğun üyesi olmayı kabul etmeye isteksizliğini.”

Ama Çin’in egemen seçkinleri bundan farklı bir şey mi bekliyorlardı? Amerikan emperyalizmi, Çin’i dünyanın kötü çalışma koşullarına sahip fabrikası yapıp, ülkenin proletaryasının emeğinden milyarlarca dolar çıkarmaktan memnundu. Ne var ki, ABD, Çin’in ekonomik bir akran haline gelmesine tahammül etmeyecek ve egemenliğini ileri sürmek için, küresel mali sistemdeki üstün rolünden, ittifaklar ağına ve topyekün bir nükleer savaş tehlikesine kadar her yola başvuracaktır.

ABD’nin Huawei’i ortadan kaldırma girişimi, egemenliğini korumak için ne kadar ileriye gideceğinin yalnızca habercisidir. Dünyaya Hiroşima’yı, Vietnam’ı ve Irak savaşını yaşatan ülke, şirketlerden daha fazlasını yok etmeye isteklidir. ABD, şimdi, tüm insanlık için olası yıkıcı sonuçlarıyla birlikte, 1,4 milyar nüfuslu bir ülkeye gözünü dikiyor. Çin ise, göklere çıkarılan ekonomik büyümesine karşın, emperyalizmin ilgi odağındaki ezilen bir ülke olmayı sürdürüyor.

Bu gelişmeler, Marksizmin kategorilerinin (emperyalizm, tekel, sömürü ve küresel ekonomi ile ulus devlet sistemi arasındaki çatışma) yerine konulmuş olan moda akademik savların ölüm çanını çalıyor. Doğrusu, küresel ekonominin 21. yüzyıldaki parçalanmasını ve “büyük güç çatışması”nın yeniden ortaya çıkmasını açıklayan, yalnızca bu çözümleyici araçlardır.

Çağdaş Marksizmin temel savı, 20. yüzyılın açıkça ortaya koyduğu üzere, kapitalist ulus devletler arasında pazarlar, kar ve etki uğruna yürütülen amansız mücadele eliyle sürüklenilen yeni bir küresel savaş felaketini önlemenin tek yolunun, sosyalist devrim olduğudur.