Meksikalı grevciler, ABD-Meksika sınırındaki kapitalist gericiliğe işçi sınıfının yanıtını gösteriyor

Eric London
21 Ocak 2019

ABD-Meksika sınırında, kapitalizmdeki başlıca iki sınıf; kapitalist sınıf ile işçi sınıfı, insanlığın geleceğine yönelik iki alternatifi gösteriyor.

Kapitalist sınıf, çöl boyunca dikenli tel çeken ve sığınma talep edenlere göz yaşartıcı gaz atan ağır silahlı binlerce ABD askerini seferber etmiş durumda. Geçtiğimiz yılın göçmen kafilesinin parçası olarak Honduras’tan binlerce kilometre yol yürürken “bizler uluslararası işçileriz” sloganı atan göçmenler, şimdi, ABD sınırında sadece birkaç kilometre uzakta, hastalık dolu çadır kentlere tıkılmış durumdalar.

Sınır görevlileri, ulus devleti korumak ve yoksulluktan ve şiddetten kaçmak isteyen işçilerin akışını engellemek için, göçmen işçilerin çocuklarını anne-babalarının ellerinden zorla alıyor ve onları, bazıları için ölümcül sonuçları ile birlikte, aylarca kilit altında tutuyorlar. Binlerce insanın cesedi, çorak çöle saçılmış biçimde yatıyor.

ABD hükümetinin kapatılması, Cumhuriyetçi ve Demokratik partilerin “sınır güvenliği” dediği şey çevresinde dönüyor. Her iki taraf da duvarlar inşa etme, insansız hava araçları uçurma ve göçmenleri içeri sokmamak için daha fazla görevliyi silahlandırma sözü veriyor.

Yüz binlerce federal işçi, bu iki parti sınırları güçlendirmeye kaç milyar dolar harcanacağı ve kaç yüz kilometrelik bir duvar inşa edileceği üzerine farklılıklara sahip olduklarını söyledikleri için maaş çeklerini alamıyorlar. ABD mali sermayesinin en yozlaşmış temsilcisi olan Trump, göçmenleri görür görmez vurma, bir “ulusal acil durum” ilan etme ve yargı sürecini ve sığınma hakkını ortadan kaldırma tehdidinde bulunuyor.

Diğer tarafta ise, işçi sınıfı, bu tiksindirici gerçekliğe yönelik muhalefetini ileri sürmeye başlıyor. Meksika’nın sınır kenti Matamoros’ta, 70.000 işçi, ABD sınırına birkaç kilometre mesafedeki ağır çalışma koşullarına sahip onlarca “maquiladora” [serbest bölge] fabrikasını durduracak şekilde greve gitmiş durumda.

Bütün işçiler, Matamoran işçilerinin ilk adımlarını atmak için başvurdukları modeli incelemelidir.

İşçilerin söz verilmiş olan ikramiyeleri konusunda aldatıldıklarını öğrendiklerinde attıkları ilk adım, kitlesel bir toplantı çağrısı yapmak ve şirketlerle olan işbirliği nedeniyle nefret ettikleri sendikayı tanımamak oldu.

Bu deli gömleğini çıkaran Matamorense işçileri, sonunda, birbirleri ile konuşmakta özgürdüler. İşçiler, seçeneklerini demokratik bir şekilde tartıştıkları fabrikalarda ve sosyal medyada tartışmalar başlattılar ve ezici çoğunluğun düşüncesinin grevden yana olduğunu ortaya çıkardılar. Sendika tarafından susturulmadan, kendi taleplerini açık ve kesin bir şekilde ifade ettiler: büyük bir ücret artışı, çalınan ikramiyelerin ödenmesi ve sendika aidatlarının kaldırılması.

Maquiladora işçileri, daha sonra, sendikanın yıllardır yapmalarını engellediği şeyi yaptılar: diğer fabrikalardaki işçilerle ve işçi sınıfının diğer kesimleriyle birleştiler. Yerel ekonomiyi felce uğratacak şekilde, iş arkadaşlarını kendilerine katılmaya çağırmak için organize sanayi bölgelerinde yürüyüş yaptılar.

İşçiler, haberlerin 500.000 kişilik kent boyunca serbestçe akmasına olanak sağlayarak, sektör yanlısı resmi medya kanallarının ve yalan söyleyen sendika yöneticilerinin ipliğini pazara çıkardılar. Hem ABD’deki hem Kanada’daki büyük basın greve ilişkin haberleri gizlediği için, işçilerin başlıca haber kaynağı birbirleriydi. Diğer sınır kentlerindeki yerel gazeteler, grevlerin yayılabileceği konusunda uyarıda bulunan, ürkmüş başyazılar yayınlıyorlar.

Sınırda gözler önüne serilen iki süreç, iki sınıfın kapitalist sistemin krizine yönelik öne sürdüğü çözümlerdir. WSWS’nin 3 Ocak’taki “Uluslararası Sınıf Mücadelesi Stratejisi ve 2019’da Kapitalist Gericiliğe Karşı Siyasi Mücadele” açıklamasında yazdığı gibi:

Kapitalist sistemin can çekişmesinin nasıl giderileceğine (diktatörlük, faşizm, emperyalist savaş ve barbarlığa batış biçimindeki kapitalist yöntemlerle mi yoksa uluslararası işçi sınıfının devrimci yollarla iktidarı ele geçirmesi ve sosyalist bir topluma geçiş yoluyla mı?), dünya ölçeğinde sınıf mücadelesinin sonucu eliyle karar verilecek.

Fransa’daki Sarı Yelek hareketi, Los Angeles öğretmenler grevi ve Sri Lanka’daki plantasyon işçilerinin mücadelesi dahil olmak üzere, 2019’daki bütün büyük mücadeleler, toplumsal eşitlik uğruna gelişen dünya hareketinin parçasıdır. Her bir mücadele, uluslararası karaktere sahiptir.

Artık, “Amerikan malı” ya da “Meksika malı” gibi bir araç söz konusu değildir. Otomotiv sektöründe, ABD üretimi araba parçalarının yüzde 36’sı Meksika’ya ihraç ediliyor ve ABD’ye ithal edilen araba parçalarının yüzde 45’i Meksika’dan geliyor.

Meksika’da ya da ABD’de montaj hattından çıkan bir araç, ulusal sınırları onlarca veya yüzlerce kez geçmiş olan parçalardan oluşuyor.

Örneğin, bir araba koltuğundaki koltuk kontrol düğmesini üretmek için, Asya’daki işçiler tarafından üretilmiş bir kondansatör ABD’ye gönderilir ve tekrar Meksika’daki Ciudad Juárez’e gönderilip Meksikalı işçiler tarafından devre kartının içine yerleştirilir. Sonra, Teksas’taki depo işçilerinin devre kartını Meksika Matamoros’a (devre kartı, burada, bir koltuk kontrol düğmesinin içine yerleştirilir) geri gönderene kadar taşıyıp depoladığı ABD’ye geri gönderilir. Daha sonra, aktivatör, araba işçilerinin onu koltuğa yerleştirdikleri Teksas’a ya da Kanada’ya gönderilir. Sonunda, koltuk, bir montaj tesisine gönderilir ve arabanın gövdesine monte edilir.

İşçi sınıfının uluslararası birliği çağrısı, boş bir söylem değil; stratejik bir gereklilik ve işçi sınıfının muazzam toplumsal gücünü serbest bırakmanın temelidir.

Bu yüzden, işçiler, ister Donald Trump’tan isterse de Meksikalı işçileri “işleri çaldıkları” gerekçesiyle suçlayan ve otomotiv şirketlerinden sadece yerli üretim i sürdürmelerini isteyen ABD’li ve Kanadalı sendika yöneticilerinden gelsin, milliyetçilik zehrini reddetmeliler. Meksikalı işçilerin Andres Manuel Lopez Obrador’un (AMLO) şahsında bir müttefike sahip oldukları düşüncesi de, işçilere hizmet etmemektedir. Meksika Devlet Başkanı AMLO, bankalara, zenginlerin servetini kamulaştırmama sözü vermiş ve Meksika’nın ABD’nin Orta Amerikalı işçilerin ABD’de sığınma başvurusunda bulunmasını engellemesine yardımcı olması konusunda Donald Trump’tan gelen talebi kabul etmiştir.

Kapitalist sistem ve dünyanın ulus devletlere bölünmüşlüğü, dünyanın üretici güçlerinin ilerici gelişiminin önündeki engellerdir. Bu engeller, bir koltuk düğmesinin bir ulusal sınır geçme hakkına sahip olduğu ama bir insanın aynı hakka sahip olmadığı akıldışı ve adaletsiz bir çelişki üretmiştir.

İşçi sınıfı, bu çelişkiyi, kapitalist sistemi yıkarak, zenginlerin servetini kamulaştırarak ve kaynakları ve malları insan ihtiyacına göre sağlamak için küresel olarak bütünleşmiş ekonominin gücünden yararlanacak şekilde, şirketleri işçilerin denetimindeki kamu işletmelerine dönüştürerek çözebilecek tek toplumsal güçtür.