Ara seçimlerin ardından, Demokratlar Trump’a işbirliği çağrısı yapıyor

12 Kasım 2018

ABD Başkanı Donald Trump’ın faşizan unsurları teşvik etmek, askerlerin ülke içinde konuşlandırılmasını ve Haklar Bildirisi’ne yönelik saldırıları gerekçelendirmek için göçmen karşıtı ırkçılığı kullanmasının yön verdiği bir seçim kampanyasının ardından, Demokratik Parti, Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü geri aldı ve Cumhuriyetçiler Senato’daki hakimiyetlerini arttırdılar.

Trump yönetimine yönelik büyük halk muhalefeti koşullarında, Demokratlar, işçi sınıfını ilgilendiren başlıca sorunları (toplumsal eşitsizlik, savaş ve otoriter rejim) dışlayan sağcı bir kampanya yürüttüler. Onlar, seçim sonucuna, Trump’a iki partinin işbirliği için çağrı yaparak yanıt verdiler.

Kampanya sırasında, Demokratlar, Trump’ın Orta Amerikalı sığınmacılara karşı cadı avı, göçmenler için toplama kampları kurması ya da doğum yoluyla yurttaşlık hakkına saldırısı hakkında konuşmayı bile reddettiler. Yönetimin Rusya, İran ve Çin ile savaş yönünde attığı yeni adımların (orta menzilli nükleer güçler antlaşmasından çekilme, İran’a karşı acımasız yaptırımlar uygulanması ve Çin’e karşı ticaret savaşının tırmanması) ortasında, artan savaş tehlikesi hakkında hiçbir şey söylemediler. Trump’ın zenginler için vergi indirimlerine yönelik göstermelik muhalefetlerini de bıraktılar.

Göklere çıkarılan “mavi dalga”nın sonucu, Demokratik Parti’nin istediği şey oldu: Demokratlara daha fazla yer verirken, Trump’a denetimini pekiştirme olanağı sağlayacak bir seçim. Demokratların Temsilciler Meclisi önderi Nancy Pelosi’nin oylama öncesinde söylediği gibi, Temsilciler Meclisi’nin denetimi Demokratlara “baskı gücü” verecek. Onlar, bu nüfuzu, Trump’a Rusya ile daha saldırgan bir cepheleşme ve Suriye’de daha geniş bir savaş yürütmesi için baskı yapmak üzere kullanmayı planlıyorlar.

Wall Street, sonuçtan duyduğu memnuniyetin işaretini bir borsa yükselişiyle verdi. Tüm büyük endeksler hızla yükseldi; Dow Jones Sanayi Ortalaması 500 puandan fazla arttı.

Bizzat seçim kampanyası, Amerika’daki sözde demokrasinin yozlaşmış, manipüle edilmiş ve antidemokratik karakterini örnekliyordu. Ara seçimlerde, işçi sınıfından oligarşiye servet aktarımını daha etkin biçimde sürdürmek için Kongre’deki ve meclislerdeki kişileri yenilemek ve güç dengesini değiştirmek üzere, rekor bir miktarla, büyük kısmı milyarder oligarklardan gelen 5 milyar dolar harcandı. Şirket fonları, Cumhuriyetçilerden çok Demokratlara gitti.

Demokratlar, seçimi, orta sınıfın ayrıcalıklı ve varlıklı tabakalarına yönelimlerini derinleştirmek için kullandılar. Her iki mecliste aldıkları koltukların büyük kısmı, daha varlıklı mahallelerdendi. Demokratların yeni seçilen kongre üyelerinden muhtemelen bir düzinesi, parti önderliğinin adayları olarak toplanan eski ordu, istihbarat ve dışişleri bakanlığı figürleri kontenjanından geliyordu. Bu “CIA Demokratları”, yeni Kongre’deki Demokratik Parti grubunun gidişatını belirleyecek.

Bu iki parti arasındaki karşılıklı çamur atmanın ve yalanların ortasında, işçi sınıfı, politikadan ve hükümet kararlarından tamamen dışlanmıştır.

Trump, Çarşamba günü, sağcı politikalarda hiçbir azalma olmayacağını netleştirmek için bir basın toplantısı düzenledi. O, bir muhabire “halk düşmanı” diyerek saldırdı ve Demokratları, Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluklarını onun mali durumunu soruşturmak için kullanmaya kalkmalarının “savaşçı bir tavra” yol açacağı konusunda uyardı. Aynı zamanda, Trump, Pelosi’yi övdü ve onun Ocak ayında göreve başlayacak yeni Temsilciler Meclisi’nin sözcüsü olarak seçilmesini kesinleştirmek için Cumhuriyetçilerin oylarını sağlamayı teklif etti.

Dahası sonra, Pelosi, “iki partili” ve “birlikte çalışma” ifadelerini onlarca kez kullandığı tutarsız bir basın toplantısı düzenledi.

New York Times (NYT), Demokratların Trump’la ve yönetiminin sağcı rotasının kuvvetlendirilmesiyle işbirliği gündemini ifade eden bir başyazı yayınladı. Buna göre, Demokratların sözde “ilerici” kampanyasının başlangıcında ortaya atılan “Herkes için Medicare” ve Gestapo benzeri Göç ve Gümrük Muhafaza (ICE) kurumunun “lağvedilmesi” gibi ılımlı reformlardan söz edilmeyecek. Bunun yerine, Demokratlar, etik “reformu”, “şeffaflık” ve benzeri boş ifadelerden söz edecekler. “I” harfinden (impeachment: görevi kötüye kullanma suçlaması), tıpkı mahkeme celpleri ve soruşturmalar aşırılığı için olduğu gibi, uzak durulacak. NYT, bunun yerine, “Bay Trump ile bir uzlaşma yolu bulunması, iyi bir politika olacaktır.” diye belirtiyor.

Seçimin ortaya çıkardığı başlıca konu şudur: Kongre’deki koltukların yeniden şekillenmesi, işçi sınıfının çıkarları ile büyük ölçüde bağlantısızdır. İşçi sınıfının bağımsız müdahalesi dışında hiçbir olumlu değişiklik mümkün değildir.

Kesin olan şu ki, milyonlarca Amerikalının ve dünya genelindeki milyarlarca insanın yaşamlarını etkileyen kararlar, asalak bir mali oligarşi tarafından alınmaya devam edecek. Multimilyonerlerin ve milyarderlerin, tiksindirici Trump figüründe kişilik kazanan bu modern zaman aristokrasisi, yozlaşmış politikacılar kadrosundaki taktiksel kaymalar ve değişiklikler ne olursa olsun, amansızca kendi bencil ve canice çıkarlarının peşinden gidecektir. Sınıfsal eksen, stratejik yönelim ve hizmet edilen çıkarlar aynı kalacaktır.

Demokratları her zamankinden daha çaresizce Trump’ın ve Cumhuriyetçilerin kollarına iten önemli bir etmen, sınıf mücadelesinde yaşanan yeni bir canlanmadır. Bu yıl, ABD’deki büyük grevlerin sayısı üçe katlandı. Bu mücadelelere, öğretmenlerin eyalet çapındaki grevleri, otel çalışanlarının grevleri, öğretim görevlilerinin iş bırakma eylemleri ve yüz binlerce UPS işçisinin toplu sözleşmeyi reddetmesi dahildi. Bu, grevlerde ve işçi sınıfı protestolarında uluslararası ölçekte yaşanan bir büyümenin parçasıdır.

Sınıf mücadelesinin yükselişi, sarsıcı toplumsal eşitsizlik düzeyleri eliyle yönlendirilen, nesnel ve kaçınılmaz bir süreçtir. Bu toplumsal mücadeleler yoğunlaşacaktır.

Demokratik Parti’nin işçi sınıfına sunacak hiçbir şeyi yok. O, Amerikan kapitalizminin iki büyük sağcı partisinden biridir. Bu partinin temeli, Wall Street ile ordu/istihbarat aygıtının yanı sıra, tepedeki yüzde 10’un servetinden daha büyük bir pay elde etmenin bir aracı olarak gördükleri ırksal ve cinsel kimlik politikasına kilitlenmiş olan varlıklı üst orta sınıf tabakalardır.

Demokratlar, Trump’a ve onun neo-faşist müttefiklerine, işçi sınıfının yoksullaşan kesimlerinin öfkesini milliyetçilik ve göçmen karşıtı şovenizm doğrultusunda yönlendirmeye çalışma konusunda tam yetki veriyorlar.

Tek ilerici alternatif, sınıf mücadelesinin gelişmesi ve işçi sınıfının tüm siyaset kurumuna ve onun savunduğu kapitalist sisteme karşı bilinçli seferberliğidir.

Geniş işçi ve gençlik kitleleri sola kayıyor ve gitgide, krize sosyalist bir çözüm arıyorlar. Ancak eksik olan şey, sınıf mücadelesinin tarihine ilişkin net bir kavrayış ve işçi sınıfının bağımsız tarihsel çıkarlarını ifade eden bir siyasi programdır. Bu programın, işçi sınıfına, devrimci parti (Sosyalist Eşitlik Partisi) tarafından taşınması gerekiyor.

Kapitalist iki partili sistem çıkmazına ve savaş ve diktatörlük yönündeki büyük tehlikelere yönelik çözüm, yaklaşan kitlesel mücadelelere önderlik etmesi için SEP’i inşa etmekten geçmektedir. Partiye katılıp onu inşa etmenin tam zamanıdır.

Patrick Martin ve Barry Grey