Britanya ve Ekvador makamları Julian Assange’ı Londra büyükelçiliğinden çıkarmak için görüşüyor

Oscar Grenfell
19 Temmuz 2018

Londra merkezli Times gazetesi, dün [15 Temmuz], Britanya ve Ekvador hükümetlerinin, WikiLeaks’in editörü Julian Assange’ı altı yıl önce siyasi sığınma istediği Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden çıkarma planları üzerine gizli görüşmeler yapıyor olduğunu bildirdi.

Yazı, görüşmelerin “Assange’ı [büyükelçilikten] çıkarma yönünde bir girişim” olduğunu belirtiyor ve Britanya’nın Avrupa ve Amerika Bakanı Sör Alan Duncan’ın bizzat katılmasıyla, hükümetin en üst makamlarında yürütülüyor olduğunu ekliyordu.

Haber, uluslararası hukuku ihlal ederek ve onu Britanya’da zorla gözaltına alınarak, Assange’ın siyasi sığınmasını sona erdirme yönünde Britanya, ABD ve Ekvador hükümetlerinin dahil olduğu bir komploya ilişkin en son açık belirtidir. Büyük güçler, kuruluşunun ABD’nin savaş suçlarını ve dünya çapındaki diplomatik entrikalarını ifşa etmesindeki rolü nedeniyle, WikiLeaks editörünü kovuşturmaya kararlılar.

Times, görüşmelerin, Ekvador Devlet Başkanı Lenin Moreno’nun bu ay sonu için planlanan Britanya ziyaretinden önce gerçekleştiğini belirtti. Moreno, geçtiğimiz yıl seçilmesinden beri, önceli Rafael Correa’nın başlattığı sağa doğru yönelişi tırmandırdı. Moreno, ABD ve Britanya ile ekonomik ve askeri bağları derinleştiriyor ve Assange’ı bir “hacker”, “ayakkabımızdaki bir taş” ve “bize miras kalan sorun” olmakla suçluyor.

Times’ın haberi, ABD’nin ve Britanya’nın Ekvador hükümetine uyguladığı yoğun basınca ilişkin daha ileri belirtiler içeriyordu. Haber, Quito’nun Assange’ı büyükelçilikten atmaması durumunda, ABD’nin IMF’nin Ekvador’a verdiği büyük bir krediyi iptal ettirme tehdidinde bulunduğunu söyleyen Assange’a yakın kaynakların sözlerini aktardı.

Geçtiğimiz ay, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Washington’ın Latin Amerika’da sendeleyen egemenliğini desteklemeyi amaçlayan daha geniş bir bölgesel turun parçası olarak Ekvador’a gitti. Görüşmeler, resmi olarak, Ekvador’u ABD’nin Venezuela’ya karşı ekonomik ve askeri kampanyasına çekmeye odaklandı. Bununla birlikte, Assange’a yönelik zulmün kapalı kapılar arkasındaki görüşmelerin öne çıkan bir maddesi olduğundan çok az kuşku duyulabilir.

Pence’in ayrılmasından önce, Demokratik Parti’nin önde gelen 10 senatörü, ABD başkan yardımcısını Moreno’dan Assange’ı zorla çıkarmasını istemeye çağıran bir açık mektup yayınladı. Bir siyasi sığınmacıya devlet zulmü için yapılan bu küstah çağrı, ABD egemen çevrelerinin Assange’ı pençelerine düşürme yönündeki ateşli bir kampanyasının bir belirtisiydi.

Ekvador hükümeti, büyük güçlerin taleplerine tekrar tekrar boyun eğdi. Quito, Mart ayında, büyükelçilikten gönüllü olarak ayrılacağı kadar dayanılmaz koşullar yaratma amacıyla, Assange’ın internet erişimini ve nadir avukat görüşmeleri dışında ziyaretçi kabul etme hakkını kesti. WikiLeaks çalışanlarına göre, Ekvador, bina içinde Assange için, büyükelçilik personeline ona yaklaşmama ya da onunla konuşmama talimatı vermeyi de kapsayan, “düşman bir çevre” oluşturmuş durumda.

Moreno ve dışişleri bakanı, ABD eğitimli Jose Valencia, sığınma konusunda, açıkça, bunun Assange’ın siyasi gelişmeler konusunda sessiz kalması koşuluna bağlı olduğu biçiminde düzmece bir anlayış ortaya koydu ve onun sığınmasının “sonsuz kadar” olmayacağını belirtti. Ekvador’un Assange’ı “tahliye etmeye” hazırlandığına ilişkin haber, Moreno’nun, geçtiğimiz Perşembe günü, yönetiminin Assange “meselesi”ni “çözmek” için Britanya ile görüştüğü hakkındaki örtülü kabulünün gerçek anlamını ortaya koymaktadır.

Ekvadorlu yetkililer, Assange’ın sığınmasını reddetmeleri ve onu büyükelçilikten çıkmaya zorlamaları durumunda, onun, Britanya makamları tarafından, 2012’deki sığınma girişiminden kaynaklanan düzmece kefalet şartlarını ihlal suçlamaları üzerinden tutuklanacağını çok iyi biliyorlar.

Britanya Başbakanı Theresa May’in hükümeti, Assange’a, büyük olasılıkla en ağır ceza olarak idam cezası getiren casusluk suçlamalarıyla karşılaşacağı ABD’ye iade edilmeyeceğine ilişkin bir güvence vermeyi defalarca reddetti.

Assange’a karşı komplonun canice karakteri, geçtiğimiz Cuma günü, Ekvador’un üyesi olduğu Amerikan Devletleri Örgütü’nün resmi insan hakları koruma kurulu olan Amerikalar Arası İnsan Hakları Mahkemesi’nin bir kararıyla vurgulandı.

Kararını uluslararası hukuka dayandıran mahkeme, devletlerin sığınma haklarını sürdürmekle yükümlü olduğuna hükmetti. Mahkeme, üçüncü taraflar da dahil olmak üzere tüm devletlerin, sığınma tanımış olan ülkeye güvenli geçiş sağlaması gerektiğini ilan etti. O, bir sığınmacının zulümle karşı karşıya olduğu bir ülkeye geri gönderilmesini yasaklayan geri göndermeme ilkesinin, diplomatik sığınmanın dış ülkede siyasi dokunulmazlık biçiminde kazanılması da dahil, tüm durumlarda geçerli olduğu kararına vardı.

Mahkemenin kararı, Assange’ın adını anmamış olsa da, WikiLeaks’in editörünün sığınmasını ihlal etme girişimlerine yönelik açık bir azarlamadır. Assange’a, 2012’de, Ekvador tarafından koşulsuz siyasi sığınma tanınmış ve 2016’da, Birleşmiş Milletler tarafından, uluslararası hukuku ihlal eden “keyfi gözaltı” koşullarına tabi tutulduğuna karar verilmişti.

Büyük güçler, Assange’a yönelik saldırılarıyla, gazetecilere, ifşaatçılara ve siyasi muhaliflere yönelik zulüm için yeni örnek kararlar belirlemeye çalışıyorlar.

Önde gelen bir hukuk otoritesi ve WikiLeaks’in danışmanı olan Geoffrey Robertson, geçtiğimiz hafta, Trump yönetiminin Assange’ı casusluk suçlamalarıyla kovuşturma hazırlıklarının, ABD Anayasası’ndaki Birinci Değişiklik’in ifade özgürlüğü korumalarını, bunların yabancı gazetecileri kapsamadığını savunarak kısıtlayacak “yeni bir hukuk teorisi” oluşturmayı içerdiği uyarısında bulundu. Robertson, Assange’ın savunusunun “büyük bir özgür basın meselesine yükseldiği”ni söyledi.

Assange’a yönelik saldırılar, tüm dünyadaki hükümetlerin otoriter rejimlere doğru yönelişinin en keskin ifadelerinden biridir. Halkın ezici çoğunluğunun militarizm, savaş ve kemer sıkma programlarına karşı olduğunu çok iyi bilen egemen sınıf, işçilerin ve gençlerin şirket medyasına ve devlet güdümündeki basına yönelik herhangi bir alternatife erişmesini engelleme amacıyla, interneti sansürlemeye yöneliyor.

Hükümetler, savaş yönelimine ve işçi sınıfının sosyal haklarına yönelik saldırıya karşı çıkan kitlesel toplumsal mücadeleleri ezmek için polis devleti baskısına hazırlanırken, onlarca ve yüzlerce yıllık yasal korumalar ve demokratik haklar paramparça ediliyor. Bu, Assange’ın savunulmasının demokratik hakların tüm destekleyicileri için son derece önemli bir konu olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bütün ülkelerdeki resmi parlamento partileri, sahte sol örgütler ve şirket medyası ile birlikte Assange’a şiddetle düşmanken, Assange, milyonlarca işçi ve genç tarafından, haklı olarak, savaş suçlarını ve halkın haklarına karşı hükümet komplolarını açığa vurmuş cesur bir kişilik olarak görülüyor.

Assange’a yönelik yaygın sempatinin harekete geçirilmesi ve işçi sınıfının, onun derhal serbest bırakılmasını ve ona yönelik zulmün sona ermesini talep eden kitlesel bir siyasi hareketine dönüştürülmesi gerekiyor.

Britanya’da, May hükümetinin siyasi nedenli kefalet şartlarını ihlal suçlamalarını düşürmesi talebi yükseltilmeli. Avustralya’da, federal Liberal-Ulusal hükümetini, ABD’ye iade edilmeye karşı bir güvenceyle Avustralya’ya geri dönmesini sağlamak üzere müdahale etmesi dahil olmak üzere, Assange’ın bir yurttaş olarak haklarını korumaya zorlama çağrısı yapılmalıdır.

İşyerlerinde, fabrikalarda, mahallelerde ve üniversite kampüslerinde, Assange’ın Ekvador büyükelçiliğinden çıkartılması ve ABD’ye iade edilmekle karşı karşıya kalması durumunda, protestoları, gösterileri ve grevleri kapsayan kitlesel siyasi eylemler için hazırlık yapılmalıdır.