Fransa işçileri için ileriye giden yol

Macron’un kemer sıkma önlemlerine karşı koymak için taban komiteleri kurun!

Alex Lantier
28 Mayıs 2018

Fransız Ulusal Demiryolları (SNCF) işçileri, şirket genelinde yapılan oylamada, ezici çoğunlukla, Devlet Başkanı Emmanuel Macron’un ulusal raylı sistemi özelleştirme planını reddetme yönünde oy verdiler. Şirket yönetiminin oylamaya katılmama baskısına ve Macron’u destekleyen bir medya kampanyasına meydan okuyan SNCF çalışanlarının yüzde 94,97’si, yüzde 61,15’lik katılımla, önleme karşı oy kullandı.

İşçiler ve gençler, Macron’un önünde geri çekilmek şöyle dursun, gitgide daha mücadeleciler. Oylama, Macron’a karşı bir günlük bir kamu sektörü grevinin hemen ardından ve grevci Air France işçilerinin bir taviz sözleşmesini reddederek şirket yönetimini ve sendikaları şaşkına çevirmesinden iki hafta sonra gerçekleşti. Öğrenciler, Macron’un, varlıklı ailelerin çocuklarını kayıran seçici üniversiteye giriş prosedürlerini kabul etmesini protesto ediyorlar.

Şimdiki kritik sorun, işçi sınıfının Macron hükümetine karşı mücadeleye giren her zamankinden daha geniş kesimlerini bir araya getirmek, bu mücadeleleri yalıtma ve dağıtma çabalarına karşı koymak ve onları uluslararası ölçekte yükselen işçi sınıfı hareketi ile birleştirmektir.

Dördüncü Enternasyonal’in kurucusu Lev Troçki, 1935’te, işçi sınıfının 1936 Fransa genel grevinin patlaması öncesindeki radikalleşmesinin ortasında Eylem Komitelerinin kurulması çağrısı yapmıştı. Troçki, sendika bürokrasilerinden bağımsız bir şekilde örgütlenmiş bu taban organlarının “mücadele eden kitlelerin devrimci temsilcisi” olacağını yazmıştı.

Taban-eylem komiteleri kurulması talebini yeniden ileri sürmek, bugün, işçi ve gençlik kitleleri 1968 Fransa genel grevinin 50. yıldönümünde mücadeleyi ileri taşıyacak bir yol ararken, son derece önemlidir.

İşçi sınıfının militanlığını, sendika bürokrasilerinin ve onların siyasi müttefiklerinin omurgasız politikasından bir uçurum ayırmaktadır. Onlar, SNCF oylamasında, Macron’un ve Avrupa Birliği’nin kemer sıkma ve militarizm gündeminin işçi sınıfı tarafından reddetmesini değil; tersine, hükümet ile sürdürülen ve grevi sona erdirmeyi ve sendika bürokratlarının toplumsal ayrıcalıklarını işçiler zararına güvence altına almayı amaçlayan görüşmelerinde bir baskı etkisi görüyorlar.

Demiryolu sendikaları, Başbakan Edouard Philippe ile görüşmelere başladılar. Başbakan, yalnızca, sendikaların AB’nin emrettiği şekilde demiryollarının rekabete açılmasını, ücretlerde ve koşullarda kesintilerin önünü açmak için demiryolu işçilerinin statüsünün kaldırılmasını ve SNCF’nin özelleştirilmesini kabul etmeleri durumunda görüşme yapacağını söylemiş; tek tartışma başlığının SNCF’nin borcunu devletin finanse etmesi olduğunu belirtmişti.

Çarşamba günü, Stalinist Genel İşçi Konfederasyonu’nun (CGT) demiryolu federasyonunun başındaki Laurent Brun, SNCF yönetiminin “tamamen gözden düşmüş” olduğunu söyledi ve hükümetten “reformlarını tekrar gözden geçirmesi”ni istedi. Ancak Macron’un Cumhuriyet Yürüyüşü (LRM) partisi, SNCF referandumunu görmezden gelmeyi planladığını açıkça ortaya koydu. LRM, bunun yerine, CGT ile görüşmelerinde kesintileri dayatmanın en iyi yollarını geliştirecek.

SNCF referandumu sırasında, LRM milletvekili Gilles Le Gendre, “sırf reforma büyük bir muhalefet var diye ondan vazgeçebileceğimize ilişkin hayaller” ile dalga geçti ve “Bu doğru değil.” dedi.

Le Gendre, devletin, SNCF yönetiminin ve sendikaların birlikte çalışacağını vurguladı. O, şunları söyledi: “Hepimiz, bu krizden, hiç kimsenin itibar kaybetmeyeceği bir çıkış senaryosu arıyoruz. Arzumuz, isteğimiz bu ama içeriği değişmeyecek bir reform bağlamında.”

Başka bir ifadeyle, hükümet, işçilerden ne kadar büyük bir muhalefetle karşılaşırsa, sendikalardan talep edeceği ihanet de o kadar büyük olacak.

Fransa’nın hali vakti yerinde orta sınıf partileri, halka Macron’a karşı CGT önderliğinde ulusal bir hareket kurma çağrısı yaparak, bu gerici operasyonu gizliyorlar. Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) ve İşçi Mücadelesi (LO) tarafından desteklenen Jean-Luc Mélenchon’un Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisi, görünüşte sendikalara taviz vermesi yönünde Macron’a baskı yapmakta yardımcı olmak için “yeni bir Halk Cephesi” ve 26 Mayıs’ta bir “İnsan Dalgası” protestosu çağrısı yapıyor.

Bu, işçilere kurulan bir tuzaktır. LFI, NPA, LO ve diğer küçük burjuva partileri, sendikaların işçileri bölme, grevleri yalıtma ve Macron’a karşı mücadeleyi baltalama hamlelerine onay veriyorlar. Sendikalar, Air France’daki grevleri yeni bir CEO atanana kadar iptal ettiler, kamu sektörü grevlerini sembolik tek günlük eylemlerle sınırladılar ve demiryolu grevlerini kamu sektörünün diğer kesimlerindeki grevlerden ayırdılar.

Acı tarihsel deneyimler, sendikalara ve siyasi müttefiklerine, işçi sınıfına sınıf mücadelesinin şartlarını dikte etme izni verilmemesi gerektiğini göstermektedir.

Elli yıl önce bugün, 1968 genel grevinin doruğunda, CGT, devlet yetkilileri ve şirket gruplarıyla, Grenelle Anlaşması’nı üreten görüşmelere başlamıştı. Genel grev, CGT önderliği altında değil ama ona karşı bir başkaldırı biçiminde patlamıştı. Grev, iki haftadan kısa bir süre sonra, Fransız kapitalizmini dize getirmişti.

Grenelle görüşmeleri, CGT için devrimci olanağa ihanet etmenin aracıydı. Görüşmeler, CGT’nin, de Gaulle hükümetini kurtarmak amacıyla, işçilerin fabrikalarına ve işyerlerine dönmelerini sağlamasında kullandığı ücret tavizleri ile sonuçlandı.

Bugün, sınıf mücadelesinin bu tür bir reformist sonucu olmayacak. 1968 genel grevi, savaş sonrası hızlı büyümenin zirvesinde patlamıştı. Ancak, o zamandan beri, sanayi, Fransa’da ve Avrupa’nın büyük bölümünde, onlarca yıllık kemer sıkma ve zenginlere vergi bağışları eliyle harap edilmiştir. Fransız kapitalizmi, artık, toplumsal tavizler önerecek kaynaklara sahip değildir. Macron, NATO’nun İran’a, Suriye’ye ve Rusya’ya karşı artan savaş tehditlerinin ortasında 2024’e kadar 300 milyar avroluk askeri harcama peşinde koşarken, yalnızca işçiler zararına anlaşmalar yapacaktır.

Bu koşullar altında, taban-eylem komiteleri inşa etme mücadelesi, devasa aciliyet kazanmaktadır. 1935’te, Troçki, Fransa Nereye’de, bu tür komitelerin “sendikaların ve parti aygıtının devrim karşıtı muhalefetini kırmanın tek aracı” olduğunu vurgulamıştı. Bu komiteleri, Ekim Devrimi’nde Bolşeviklerin önderliğinde iktidarı almış olan Rus işçilerinin 1917’de kurduğu sovyetler ile karşılaştıran Troçki, şöyle yazıyordu:

Eylem Komiteleri, şu andaki aşamalarında, Fransa’nın emekçi kitlelerini savunmacı bir mücadelede birleştirme ve böylece, bu kitlelere, yaklaşan saldırı için kendi güçlerinin bilincini aşılama görevine sahipler. Durumun gerçek sovyetlere ulaşıp ulaşmayacağı, Fransa’daki mevcut durumun nihai devrimci sonuçlar geliştirip geliştirmeyeceğine bağlıdır.

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Fransa şubesi olan Sosyalist Eşitlik Partisi (Parti de l'égalité socialiste, PES), bu perspektifin işyerlerinde, okullarda ve internette en yaygın şekilde tartışılması çağrısı yapar. Partimiz, bu mücadeleye dahil olmak isteyenleri, PES’e katılıp onu inşa etmeye çağırır.

Gelişen hareketin doğasına ve hedeflerine ilişkin mümkün olan en yüksek bilinci vermeye çalışan PES, fabrikalarda ve diğer işyerlerinde taban komitelerinin kurulmasını destekleyecek ve buna yardımcı olacaktır. Partimiz, gelişen grev hareketini, işçi sınıfının savaşa, kemer sıkmaya ve toplumsal eşitsizliğe yönelik tüm muhalefet dışavurumlarıyla birleştirmeye; devlet iktidarını almak ve ekonomik yaşamı özel kar değil toplumsal gereksinimler temelinde yeniden örgütlemek için sosyalist ve enternasyonalist bir işçi sınıfı hareketi geliştirmeye çalışacaktır.