BM ateşkesinin ardından Suriye’de çatışmalar sürüyor

Chris Marsden
2 Mart 2018

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin başkent Şam’ın doğu mahallesi Guta’nın tahliyesine olanak sağlaması beklenen en son ateşkes kararına rağmen, Suriye’deki çatışmalar hafta sonunda devam etti.

Suriye genelinde 30 günlük bir ateşkes çağrısı yapan karar taslağı, Rusya’nın itirazları nedeniyle Perşembe’den Cumartesi’ye ertelenmişti. Rusya, ABD’nin IŞİD’e ve El Kaide yanlısı gruplara bağlı İslamcı güçlere karşı askeri saldırının sürmesine izin veren değişikliklere karşı çıkarak ertelemeleri dayatmış olduğunu savundu.

Washington, Beşar Esad’ın Suriye hükümetine karşı savaş yürütmek için bu güçlere bel bağlıyor.

Cumartesi günkü karar, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ten, ateşkesin şartlarının uygulanıp uygulanmadığı konusunda iki hafta içinde Konsey’e geri bildirimde bulunmasını istiyor. Ne var ki, yalnızca Suriye ordusunun harekatı değil, ülke genelindeki çatışma da devam edecek.

Ateşkesin başarısızlığı yine Esad yönetimine ve onun başlıca destekçisi Rusya’ya yüklenecek ve Batılı güçlerden bir askeri yanıt talep etmek için kullanılacak. Ancak Suriye’nin korkunç yazgısı, topraklarının parçalanması yönünde tırmanan ve ABD tarafından kışkırtılmış olan iç savaştan doğmuş vekil savaşı eliyle damgalanmış durumda.

Kararın tüm Suriye için 30 günlük ateşkesin ne zaman başlayacağını belirtmemesinden yararlanan Suriye, dün, Guta’ya yönelik saldırısını sürdürdü. İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Hüseyin Bakiri, İran ile Suriye’nin BM’nin ateşkes kararına bağlı olduğunu ama ateşkesin Doğu Guta’yı kapsamadığını ve “temizleme operasyonları”nın süreceğini söyledi.

Şam, Guta operasyonunu yumuşatmayı göze alamaz ve operasyonu Esad’ın kardeşi Mahir’in ve Albay Süheyl Hasan’ın yönetimine vermiş durumda. Guta yalnızca başkente yakın konumda bulunmuyor. Orada elde edilecek zafer, muhalif güçlerin başka yerlerde de bozguna uğramasının yolunu açacak.

Newsweek, Şam’ın, “IŞİD, Heyet Tahrir el-Şam ve müttefikleri ile savaşmaya devam etmeyi” planlarken, 12 yaş altı çocukların, 60 yaş üstündeki erkeklerin ve tüm kadınların kısa süre önce oluşturulmuş güvenli geçiş koridorları üzerinden tahliye edilmesine ilişkin bir plana sahip olduğunu bildiriyor.

Ateşkes, IŞİD ya da El Kaide ile bağlantılı tüm “bireyler, gruplar, kurumlar ve kuruluşlar” dışlandığı için, Suriye’nin El Kaide bağlantılı gruplara yönelik saldırısına uygulanmıyor.

Her durumda, İslamcı muhalefetin Guta’yı terk etmeye hiç niyeti yok ve bunu istese bile, muhtemelen başaramadı. Suriye uzmanı Haid Haid’in Middle East Monitor’de yazdığı gibi, “onun [Guta’nın] sakinleri için ‘uygun’ bir sürgün söz konusu değil.”

Guta trajedisine yönelik genel ikiyüzlülük, Suriye’nin şu anda 400.000 yaşama mal olmuş ve tüm ülkeyi kırıp geçirmiş bir savaşın pençesinde olduğu gerçeğini gizleyemez. Suriye üzerinde stratejik egemenlik uğruna acımasız mücadele, BM kararının tüm taraflarca görmezden gelineceğini kesinleştirmektedir.

Rusya’nın BM temsilcisi Vassili Nebenzia, “Henüz kabul edilmiş olan kararın herhangi bir öznel yorumuna göz yummayacağız” uyarısında bulundu ve bunun, Türkiye’nin Afrin’deki harekatını sona erdirmesi gerektiği anlamına geldiğini vurguladı.

Ancak Türkiye, bu tür bir ara vermeyi kabul etmediğini açıkça ortaya koydu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ayrılıkçı Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile bağlantılı Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) atıfla, Ankara’nın “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini tehdit eden terörist örgütlere karşı mücadeledeki kararlılığını sürdürecek” olduğunu belirtti.

En önemlisi, Washington, Suriye’nin yönetimini ele geçirmeyi amaçlayan ve böylesi yıkıcı sonuçları olan yedi yıllık askeri şiddete ve siyasi sahtekarlığa devam edecektir.

BM Güvenlik Konseyi’ndeki tartışmaların ortasında, Başkan Donald Trump, ABD’nin Suriye’deki tek hedefinin IŞİD’i yenilgiye uğratmak olduğunu iddia etmek zorunda kaldı. Bu, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın geçtiğimiz ay yaptığı, ABD’nin savaş hedeflerinin İran’ın etkisine karşı koymayı ve Esad’ı devirmeyi içerdiğini ve askeri güçlerinin artık sürekli olarak orada kalacağını belirten açıklamalar ile doğrudan çelişiyordu.

Tillerson’ın açıklamaları, Washington’ın terörizmi değil ama büyük güç rekabetini ulusal güvenliğine yönelik başlıca tehdit olarak gördüğünü kabul eden yeni bir ABD güvenlik doktrininin açıklanmasının ardından gelmişti. Yine, o açıklamalardan önce, Pentagon, Suriye ile Irak’ta savaş yürütmek için 1,8 milyar dolarlık silah talebinde bulunmuştu ki bu, 2017’de Ortadoğu’da sürdürülen operasyonlara ayrılmış tüm silah bütçesinden yüzde 20 daha fazla.

Tillerson, 13 Şubat’taki Kuveyt ziyareti sırasında, “ABD ve [IŞİD’i] yenilgiye uğratmak için bizimle birlikte çalışan koalisyon güçleri, bugün, Suriye topraklarının yüzde 30’unu; nüfusun büyük bir kısmını ve Suriye’nin petrol sahalarının önemli bir bölümünü denetliyor.” diye övünmüştü.

ABD’nin yeni tutumu doğrultusunda atılan adımlar, Suriye’deki ve ötesindeki çatışmayı hızlandırmış durumda.

Suriye’de YPG’yi kapsayan 30.000 kişilik bir sınır güvenliği gücünün kurulması, Türkiye’nin 20 Ocak’ta Afrin’e karşı başlattığı ve Halep’in Menbiç kentini de tehdit eden “Zeytin Dalı Harekatı”na yol açtı. Ankara, ABD’nin bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden paylaşımında bir üs olarak gelecekteki bir Kürt devletine fiilen askeri desteğini ilan etmesinden ve bunun Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit edecek olmasından kaygılıydı.

ABD, ayrıca, İsrail’in 10 Şubat’ta Suriye’deki askeri tesislere yönelik hava ve füze saldırılarına yeşil ışık yakmıştı. Tel Aviv, bu saldırılarda İran askerlerinin hedef alındığını açıkça ortaya koydu. İsrail, o zamandan beri, ABD’nin İran’a karşı harekete geçmesi yönündeki talebini arttırırken, Lübnan’da askeri saldırılar başlatma tehdidinde bulunuyor.

ABD, Cuma günü, büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma planını 14 Mayıs 2018’e alarak öne çekeceğini duyurdu. İsrail’in bağımsızlık ilanının 70. yıldönümüne denk gelen ve Filistinlilerin Nakba ya da “talihsizlik günü” olarak gördüğü bu gün, hayal edilebilecek en kışkırtıcı tarihtir.

Washington’ın küresel egemenliğini koruma çabaları, artık, Rusya ile Ortadoğu’da ve Avrupa’da; Kuzey Kore’ye yönelik ABD saldırganlığı dolayımıyla da Çin ile açık çatışma tehdidi yaratıyor.

BM Güvenlik Konseyi’ndeki sert tartışmalar sırasında, Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassili Nebenzia, ateşkes kararı hakkında şunları söyledi: “Teröristler ile mücadele hedefi, tam da ABD’nin şu anda Suriye’de yapmakta olduğu gibi, kuşkulu jeopolitik meşruiyet sorununu çözmenin bir maskesi haline gelmemelidir… Sözde koalisyonun işgalci emellerine son vermesinde ısrar ediyoruz… Doğu Guta’yı çevreleyen propaganda senaryosunun, tam olarak 2016 sonunda Doğu Halep’i özgürleştirme yönündeki terörle mücadele operasyonu sırasında yürütülmüş kampanyaya benzediğini açıkça görüyoruz.”

Daha geniş bir bölgesel savaşın ve ABD ile Rusya arasında doğrudan askeri çatışmanın çok sayıda olası kıvılcımı var.

Afrin’de, Esad, Türk askerlerinin yaklaşan kara istilasına karşı YPG’yi desteklemek üzere hükümet yanlısı milisleri kente sevk etti. ABD, burada, kendisini, Kürt müttefikinin Rusya güdümlü Esad yanlısı güçler ile ittifak kurduğu bir konumda buluyor. Savaşın Menbiç’e genişlemesi ise, ABD Özel Kuvvetleri’ni sürecin içine doğrudan sokabilir.

ABD, 7 Şubat’ta, doğuda bulunan Deyrizor’daki bir Suriye gücüne Apache helikopterlerini, bir AC-130 Spectre savaş helikopterini, F-15 savaş uçaklarını ve topçu bataryalarını kapsayan yıkıcı bir saldırı düzenlemişti. Rus hükümeti, geçtiğimiz hafta, ABD’nin yoğun yaylım ateşinden ölenler arasında onlarca Rus’un olduğunu itiraf etti.

ABD medyası, bombardımanın, Rus paralı askerlerinin, çoğunlukla YPG milislerinden oluşan ABD vekili Suriye Demokratik Güçleri’nin karargahına doğru planlanmış ilerlemesine bir yanıt olduğunu iddia etti. Rus paralı askerlerinin, Suriye’de 2.500 dolayında adamı olduğu belirtilen Wagner PMC tarafından istihdam edildiği söyleniyordu.

Olayın ayrıntıları hala belirsiz ve Moskova, şimdiye kadar, bu çatışmayı önemsiz gibi gösterdi. Ancak Rusya, gelecekteki ABD hava saldırılarına misilleme yapabileceği sinyali verecek şekilde, hafta sonunda, Suriye’ye ilk kez Su-57 beşinci nesil avcı uçakları konuşlandırdı.