Bitcoin çılgınlığı: Derinleşen bir krizin ateş çizelgesi

Nick Beams
19 Aralık 2017

Resmi senaryoya göre, dünya ekonomisi, 1930’ların Büyük Bunalım’ından bu yana yaşanan en kötü durgunluğu haber veren 2008-2009 küresel mali krizinden beri en iyi büyüme döneminin tadını çıkarıyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) geçtiğimiz ay yayınladığı bir rapora göre: “Küresel ekonomi, şu anda, iyiye doğru gidişin ülkeler boyunca gitgide eşzamanlı hale gelmesiyle birlikte, 2010’dan beri en yüksek hızında büyüyor. Küresel büyümede teşvik politikalarıyla desteklenen bu uzun süredir beklenen artışa, sağlam istihdam kazanımları, yatırımda ılımlı bir iyiye gidiş ve ticari büyümede bir toparlanma eşlik ediyor.”

Bir zamanlar bu tür bir “sıçrama”da, gerçek ekonomik büyümenin, ücretlerde ve yaşam standartlarında yükselişin eşlik ettiği artan üretken yatırıma tanık olunurdu. Ancak o günler çok eskide kaldı.

Bu haftanın en büyük ekonomik ve finansal haberlerinin kripto para bitcoin ticaretinde vadeli işlemlerin başlaması olması, gerçek durumun belirtisi niteliğindedir. Bu, Pazar gecesi, Chicago merkezli bir vadeli işlem şirketi olan Cboe Global Markets tarafından başlatıldı. Önümüzdeki hafta, çok daha büyük olan CME Group, bitcoin için vadeli işlem ticaretine başlayacak.

İşlemler görece yavaş olarak betimlense de, fiyatlar devre kesicileri tetikleyecek şekilde hızla yükseldiği için, onların iki kez durdurulması gerekti. Ocak 2018 sözleşmeleri 17.420 dolardan işlem görüyor; bu rakam, kripto para borsalarında doğrudan bitcon alındığında 16.250 dolar. Bitcoinin fiyatı geçtiğimiz hafta yüzde elli arttı. O, bu yılın başında 900 dolar civarında gelir sağlıyordu ki bu, onun son 11 aydaki artışını, modern ekonomi tarihindeki en büyük mali balon haline getirdi.

Bitcoinin kökenleri, Satoşi Nakamoto adlı bilinmeyen bir Japon’un ya da bu adı kullanan bir grup bilgisayar programcısının 2009’da kayıtzinciri (blockchain) olarak bilinen yeni bir mekanizma geliştirmesinde yatıyor. Yeni teknoloji, ulusal para birimlerini ve mali düzenleyici makamları atlatarak bitcoin ya da başka bir kripto para kullanımıyla internet üzerinden doğrudan parasal işleme olanak sağladığı iddiasında.

Bilginin merkezde toplanmaktansa eşzamanlı olarak katılımcıların bilgisayar sistemlerinde depolandığı ortak bir defter sistemine dayanan teknoloji, bilgi akışlarını hızlandıran ve mal ve hizmet akışını dijital olarak takip eden daha hızlı işlemlere olanak sağlayabilecek daha geniş uygulamalara sahip olabilir.

Ancak, bitcoinin varlığının ilk yıllarında bir meraktan fazlası değilken geçtiğimiz yıl boyunca mali önem kazanacak şekilde sürekli yükselmesinin, altında yatan teknolojiden kaynaklanabilecek herhangi bir olası fayda ile hiçbir ilgisi yoktur. Tersine, bu durum, küresel ekonomiye yön vermeye başlamış olan yaygın spekülasyonun en dikkat çekici ifadesidir.

Financial Times, bitcoin vadeli işlemler ticaretinin kurulması üzerine haberinde, bunun, “küresel para sistemine bir alternatif olarak tasarlanmış bir kripto para için çığır açıcı bir an”a işaret ettiğini yazdı. Ancak bitcoin üzerinden vadeli işlemlerin başlatılmasının başlıca etkisi, onun küresel para düzeni üzerindeki olası sonuçları değil; büyük serbest yatırım fonlarının ve diğer mali spekülatörlerin onun artan fiyatından kazanç sağlamasını ve onunla yaptıkları işlemlerden devasa karlar elde etmesini mümkün kılmasıdır.

Bitcoin, başlangıçta, önde gelen mali çevrelerde biraz kuşkuculukla karşılanmıştı. Örneğin, JP Morgan Chase’in CEO’su Jamie Dimon, bu yılın başında, onun ticaretini yapan herkesi kovacağını söylemişti.

Bununla birlikte, Chuck Prince, Citigroup’un başkanı olarak, 2007’de, spekülatif yüksek faiz balonunun ortasında, şu ünlü yorumu yapmıştı: müzik çalarken, kalkıp dans etmelisiniz. Vadeli işlemler ticaretinin başlatılması, bu en son spekülasyon biçimine büyük miktarlarda para akışı için fırsatlar sağlamaktadır.

Bitcoin çılgınlığı, küresel mali sistemde 2008-2009 mali krizinden beri yaşanan çok daha kapsamlı bir gelişmenin parçasıdır. Fed’in ve diğer merkez bankalarının spekülatif yüksek faiz balonunun çöküşüne ve küresel mali sistemin erimesine tepkisi, önce bankaları ve yatırım şirketlerini kurtarmak, ardından da bir sonraki krizi finanse etmek üzere, mali piyasaya trilyonlarca dolar pompalamak ve faiz oranlarını rekor seviyede düşük rakamlara çekmek olmuştu.

Sonuç, varlık, hisse senedi ve kimi alanlarda konut fiyatlarının, asıl temeli oluşturan reel ekonomideki oldukça sınırlı büyümeyi tamamen geride bırakacak şekilde, yeni doruklara yükselmesi oldu.

Financial Times’ın yorumcusu John Authers’in belirttiği gibi: “Hisse senetleri açık bir şekilde aşırı değerlenmiş görünüyor. Tahviller, daha da değerlenmiş görünüyor. Sanat, hiçbir zaman bu kadar büyük fiyatlar getirmemiştir. Bitcoin, sadece, zaten ‘her şeyin içindeki balon’un saçma bir uzantısıdır.”

Bu balonu besleyen başlıca etmenlerden biri, büyük şirketlere verilen sözler ve ABD’de aşırı zenginler yararına yapılan gelir vergisi indirimleri olmuştur. Trump yönetiminin bu yöndeki yasası şu anda Kongre’den geçme aşamasında.

ABD hisse senedi fiyatları, piyasadaki yükselişi Mart 2009’daki dip noktasından bu yana yüzde 350’nin üzerine çıkartacak şekilde, Trump’ın seçilmesinden beri yüzde 25 artmış durumda. Vergi indirimleri, reel ekonomide yatırımları ve ekonomik büyümeyi teşvik etmeyecektir. Onlar, işlemleri finanse etmek için sosyal harcamalarda daha fazla kesintiye yol açarken, spekülasyon için daha fazla fon sağlamayı amaçlamaktadır.

Apple, bu konuda tipik bir örnektir. Onun, denizaşırı ülkelerde tuttuğu 250 milyar dolarlık gelirinin üzerindeki vergi oranlarının azaltılması sonucunda, yaklaşık 47 milyar dolar (herhangi bir ABD şirketinin yıllık karından fazla) kazanacağı hesaplanıyor. Bu para yatırıma yönelmeyecek; onun hisse senetlerinin 1 trilyon dolara doğru giden piyasa değerini daha da yükseltmek için, hisse senedi geri alımları gibi “mali mühendislik”te kullanılacaktır.

Financial Times’da ve Washington Post’ta yazan ABD’nin eski Hazine Bakanı Lawrence Summers, ABD ekonomisinin bir “ani ve kısa enerji patlaması” içinde olduğunu söyledi.

Summers, bu yılki ekonomik büyümenin, hanehalkı servetinde “nüfusun küçük bir kısmı tarafından el konulmuş” 6 trilyon dolardan fazla bir artışa tanık olunan bir borsa canlanması eliyle harekete geçirilmiş olduğunu belirtti.

Her ikisi de yatırım için teşvik edici olan rekor seviyelerde düşük sermaye maliyetlerine ve şirket nakitlerindeki bolluğa rağmen, üretkenlik artışı çok düşük kalmış ve “Apple ve Google gibi yeniliklere açık şirketler bile, yüksek getirili yatırımlar bulamamış ve bu yüzden, büyük çaplı hisse senedi geri alımlarına girmeyi seçmiştir.”

Summers’ın “ani ve kısa enerji patlaması” tanısında saklı olan şey, ABD ve dolayısıyla dünya ekonomisinin bir çöküşe doğru ilerlediğidir.

Summers, açık bir şekilde bu sonucu çıkarmıyor, bunun yerine, “bu kadar çok ihtiyaç duyduğumuz yeni bir ekonomik temel” için boş bir çağrı yapıyordu. Ancak bitcoin çılgınlığı, büyük çaplı bir mali çöküşün tüm koşullarının yaratılmakta olduğunun en açık ifadesidir.